Aktüel Gazete
fonexkozmetik
Son Dakika
Meyve suları asitten daha asitli Yeni Askerlik Kanunu kabul edildi 29 ile süper başkanlık modeli geliyor Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu kulüplere ceza yağdırdı Erol Ersan yeniden BİGİAD Başkanı GÜÇLÜ AİLE İÇİN HERKES SEFERBER OLMALI 14 MİLYON KONUT ELDEN GEÇİRİLECEK Boğaziçi Köprüsü'ne Galatasaray'ın 20x10 metre bayrağıasıldı Mehmet Topal ailesiyle Ataköy Marina Park'ta Prof. Dr. Candeğer: Avcı Prof. uyarı cezası aldı
ZeytinburnuBağcılarKüçükçekmeceBeylikdüzüEsenlerBayrampaşaFatihBeyoğluAvcılarEsenyurtBakırköyBeykoz
Diğer İlçeler
 Erol Ersan yeniden BİGİAD Başkanı
Erol Ersan yeniden BİGİAD Başkanı
 
GÜÇLÜ AİLE İÇİN HERKES SEFERBER OLMALI
GÜÇLÜ AİLE İÇİN HERKES SEFERBER OLMALI
 
Selim Gülgören: 'Kanım kaynar müzik yapmak icin'
Selim Gülgören: 'Kanım kaynar müzik yapmak icin'
 
Abay'da En Renkli Engelli Haftası kutlaması
Abay'da En Renkli Engelli Haftası kutlaması
Sevenleri, Ken’an Rifâî’yi Andı.
 
Sevenleri, Ken’an Rifâî’yi Andı.
24 Haziran 2011 Cuma 15:15
Zeytinburnu Kültür Merkezi’nde, bir süredir “Zeytinburnu’nun Ebedi Sakinleri” başlığı altında, Zeytinburnu’nda vefatlarından sonra sonsuz uykusunu uyuyan zatları anma programı düzenleniyor. İlgi çeken programı, edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım yönetiyor.
Facebook
Google
Twitter
Yazdır
Anma programının üçüncüsü, Ken’an Rifâî Hazretleri hakkında yapıldı.
Anmak; ana çağırmaktır yâd edileni… İsmini zikretmek, capcanlı olan
ruhunu meclise davet etmek; sohbete, muhabbet ve sevgisini katmasını talep
etmektir… Bu meclisin konuğu Ken’an Rifâî, mecliste hazır bulunanlar ise
onun muhabbetinin dünya gözüyle ehliydiler. Rifâî hakkında söz söyleme lütfu,
Özcan Ergiydiren Bey’e nasip oldu. Kendisi yüksek mimar ve Sâmiha Ayverdi
Hanım’ın da öğrenciliğinden geçmiş bir gönül ehli. Konuşması boyunca
gözleri ışıl ışıl, elleri kelimelerini tam yerine göndermek istercesine hareketli,
sandalyesinde kıpır kıpırdı.
Bildiği, hissettiği her şeyi anlatma, paylaşma, Ken’an Rifâî’yi
başkalarının da kendi gözüyle görebilmesini sağlama kaygısıydı belki de
halindeki… Ken’an Rifâî’yi ilk olarak Kazasker Molla adlı bir Mevlevînin
övdüğünden bahsetti. Mevleviler, Mesnevi’yi Kur’an-ı Kerim’den sonra
ana kitapları olarak benimserler. Çünkü Mesnevî Kuran’ın özüne dair bir
yansımadır. Mevlevi şeyhlerinin, Mesnevi’yi şerh etmesi, Mesnevi’den kendi
gönlünün gördüğünü ortaya koyması gerekir.
Kazasker Molla da bir Mevlevi şeyhidir ve elli yıl Mesnevi’yi okutmuştur.
Ancak Ken’an Rifâî Hazretleri’nin Mesnevi şerhini dinledikten sonra, herkesin,
O’nun Mesnevi şerhini mutlaka dinlemesi gerektiğini ve bu güne kadar hiçbir
şeyhin Mesnevi’yi bu şekilde yorumlamadığını söyler. Ken’an Rifâî, Kur’an’ın
özüne olan gönül bakışı da, O’nu ifade edişindeki farklılık da bu şekilde,
kendisini başka bir gönül ehlinin dilinden ortaya koyuyor.

SÖYLEDİĞİNİ YAŞARDI

Özcan Ergiydiren, konuşmasına şöyle devam etti:

“O’nun halindeki başkalık, oldukça sade, ama bir o kadar da çetin
bir kapıdan geçmiş olmasına bağlıdır. O, olduğu gibi görünür, göründüğü
gibi olurdu. Söylediğini yaşar, yaşamadığını söylemezdi. İslâm’ın en nazik
suretlerinden biriydi ve insanların da bu şekilde yaşamaları, hissetmesi içindi
bütün çabası.

İnsanın fıtratını son derece iyi bilen, hoşgörüsü ve kucaklayıcılığı
dillere destan olan bu Zat’ın meclisinde çok farlı çevrelerden, mevkii ve
makam sahibi kişilerden oluşan bir takipçi kitlesi vardı. Milletvekilleri,
rektörler, emekli şeyhülislamlar da dergâhına devam etmiş, feyzi ve bereketini
gönüllerinde taşıyarak dış dünyaya dönmüşlerdir. Söylenir ki; şeyhülislamlar
kendi aralarında, Ken’an Rifâî Hazretlerinde bulunan hâl ilminin başka hiç
kimsede bulunmadığında hem fikir olmuşlardır. Ken’an Rifâî’nin edasının
özünü, kapsayıcılık ve kuşatıcılık oluşturuyordu. İnsanlık kurtuluşa, taşıdığı
bütün fanatik duygulardan arınarak, saf ve temiz bir iman ile ulaşabilirdi.
Bireyler arası ortak değerler inşa edilirse fikri bağlılık oluşur ve bu bağlılık nifak
tohumlarına karşı durabilmeyi kolaylaştırırdı.”

Zaman zaman Sâmiha Ayverdi’den dinlediklerini de dinleyicilere aktaran
Özcan Ergiydiren konuşmasının ilerleyen bölümlerinde şunları söyledi:

“O, mistik dünya ile akıl terazisini dengelemiş ve ruhanî bir lider
olmuştu yolunu kaybetmişlere. Kendisinin kuşatıcılığını bilenlerin dolup taştığı
dergâhına, Sulukule sâkinleri de gelir ve O’nun hoş sesinden (sesi hakikaten çok
güzeldir) işaret ettiği noktaları dikkatle dinlerdi.

Hazret-i Mevlânâ’nın manevi kapısının azameti Ken’an Rifâî’de tecelli
eder. Ken’an Rifâî, mali açıdan iyi durumda olan bir aileden geliyordu. O
dönemin en ileri eğitim kurumu olan Mekteb-i Sultanî’de okumuştu. Eğitiminde
doğu ve batı dillerini, dolayısıyla kültürlerini de öğrenir. Çalışma hayatında,
makam-mevkii ve maddiyat olarak çok parlak şartlara sahipken, sıradan görünen
ancak bir milletin yetişmesinde çok büyük rolü olan ‘öğretmenlik mesleği’ni
seçer. O, İslâm terbiyesi ile hayatını inşa etmişken toplumun içinde bulunduğu
buhranlı ve kasvetli ortamına ışık olabilmenin yolunu öğretmenlikte görmüştür.
Konuşma dilini sadeleştirmiş ve aynı zamanda gerçekleri ya da mana âlemini
anlatırken teşbih ve benzetmeler ile örnekler vermiştir, içinden çıkılması zor
durumlarda.”

İLK DERS ANNEDEN

Ken’an Rifâî’nin hayatında ilk önemli tesirin annesi annesi Hatice Cenan
Hanım tarafından geldiğine dikkat çeken Ergiydiren bu etkilenmeyi şu şekilde
izah etti:
“Annesinin kendisine sürekli vurguladığı öğüdü, ‘İnsanlık ile öyle
bütünleşmelisin ki, onların doğumlarına sevinmeli, ölümlerinde de acı
duymalısın.’ şeklindedir. Gerçekten bu ilke O’nun hayat prensibi haline gelir.
Annesinden sonra ruh terbiyesinin bayrağını şeyhi ve mürşidi olan Filibeli
Ethem Efendi alır. Yalnızca 6 ay O’nun eğitiminden geçer ama bu 6 ay, asırlara
denk bir feyiz ve bereket aktarımına sahne olur. Mürşidi O’na önce kılmadığı
namazlarını kaza ettirir ve ney öğrenmesini öğütler. Ethem Efendi de ilginç bir
feyiz kaynağıdır ki; kendisinde bulunan bu derin hali kimselere göstermemiştir.
Âdeta, yalnızca Ken’an Rifâî’nin özel eğitimine tahsis edilmiş gibi, sırlar
annesiyle birlikte kendisine âyân olur.

Aldığı terbiye ve ruh âleminin sırlarını da birleştirince, yaşadığı devirdeki
tüm insanlığa ulaşmayı tercih etmiştir. Bundan dolayı da ahlakî prensipleri,
Vahdet-i vücudu ve ruhun trans halini kendinde birleştirmiştir. Mahlûkatı
Allah’ın yansıması olarak bildiği için, ilişkide bulunduğu canlılara karşı tavrı,
Allah ile ilişkide olduğunu bilircesineydi. Yaşanan her durumu Allah’tan bilir ve
olaylara her zaman hoşgörülü, sabırlı yaklaşırdı.

MEDİNE BABASI

Öğretmenlik mesleğine geçiş yaptıktan sonra, Anadolu’nun çeşitli
yerlerinde öğretmenlik yapar. İstanbul’a tekrar döndüğünde, bir müddet önce
dünyadan ayrılmış olan hocası mânâda O’na Medine’ye gitmesini söyler. O
dönemde Medine’de okul yoktur. Maarif Müdürlüğü’ne başvurur Medine’ye
gönderilmesi için ama beklemek zorunda kalır. Üç yıl sonra Sultan Abdülhamid,
Medine’de bir okul açmaya karar verir, kendisine de gidip gitmeyeceğini
sorarlar, hemen kabul eder. Medine’de de, sahip olduğu kucaklayıcı tavırları ile
bütün insanları etrafında toplar. Çölde yaşayan bedeviler bile O’na hayrandır.
Lisan olarak anlaşamasalar bile O’nu alıp çadırlarına götürür ve orada O’na
hizmet ederek kendisine bağlılıklarını gösterirler. Medine’de O’na ‘Medine
Babası’ ismini takarlar.

Medine’de kaldığı dönemde, Şeyh’ül Meşayih Hamza Rifâî ile tanışır ve

ondan ‘Halifelik İcazet’ alır. Kendisine verilen bu icazet, yazılı bir belge olarak
kayıtlıdır. Tekrar, 1903-1904 yıllarına tekabül eden bir zamanda İstanbul’a
döner. İcazet almış olması O’na bir görev daha yüklemiştir. Bu yüzden evinde
Mesnevî sohbetlerine başlar. Evinin bahçesine bir dergâh yapar. O dönemde
Osmanlı’da açılan son dergâhtır. İnşaat bittiğinde Meşrutiyet ilan edilir ve o ara
müracaat ederek dergâhın açılışını resmileştirir.

DERGÂH FAALİYETLERİ

Konuşmasının son bölümünde dergâh faaliyetlerine temas eden Özcan
Ergiydiren sohbetini şu sözlerle tamamladı:

“Dergâh faaliyetlerine başlayınca, Nişanca’da kendi dergâhı ve talebeleri
bulunan Şeyh Bahreddin Efendi’de kendi mensupları ile birlikte O’nun
dergâhına intisap eder. Hakkında anlatılacak çok menkıbeler var aslında,
meselâ Rum Lisesi’ne öğretmen olarak tayin olduğunda, sınıfa ilk girişinde
tahtaya Rumca ‘Elhamdülillah-i Rabb’ül Âlemin’ yazması ve Rabbi’ne
şükrünü vurgulamasıdır. En belirgin özelliği; hak için halka hizmet etmesidir.
O’nun evliyâ anlayışı budur. Yeni bir medeniyet, yıkılan bir inanç sisteminin
yeniden inşası, irfan düşüncesinin yaygınlaşması ve lisanın tam ve doğru
olarak kullanılması kendisi ve talebelerinin izlediği yol haritasıdır. Yolunu
kaybetmişlere rehber, Kuran’ın özü Mesnevi’yi, hâl diliyle tekrar yaşatan,
yürüyen bir nur Ken’an Rufaî… Allah O’nun feyziyle ve bereketiyle kuşatsın
hepimizi…”
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler
·
 
olimpa
Yazarlar
White Hill
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
Evet
Hayır
Kararsızım
fly
Fotogaleri
Real İstanbul
Videogaleri
İtalyan Hastanesi
Namaz Vakitleri
İmsak
42:0
Güneş
34:0
Öğlen
:08:0
İkindi
:03:0
Akşam
:29:0
Yatsı
:11:0
Çok Okunanlar
aktuellife
Finans
İMKB 100
56539
USD ALIŞ
1.8230
USD SATIŞ
1.8330
EURO ALIŞ
2.3270
EURO SATIŞ
2.3420
POUND ALIŞ
2.8680
POUND SATIŞ
2.9150
ALTIN ALIŞ
93.9140
ALTIN SATIŞ
94.2430
Gençkuşak Aktüel
Tarihte Bugün
1979 San Francisco, California'da Dan White'ın Harvey Milk ve George Moscone cinayetlerinden minimum cezayı almasına karşı 'White Night Riots'(Beyaz Gece Ayaklanması) yaşandı.
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Haber Sitesi Kur
onaltidokuz