Ana Sayfa > Site Yazarları

NURANE TAĞİYEVA - admin
CAHİL VİRÜS ; KORONAVİRÜS
26 Mart 2020 - 13060 okunma

Aslında belki de sevinmeliyiz. Ne de olsa Çinliler, Uygur Türklerine yönelik uyguladıkları katliam ve işgencelerle beyinlerimizde kazılı. "Türkün de Tanrısı var ama..”

Bu sözler, Çin'de ortaya çıkan ve çok sayıda insan kaybına yol açan salgın hakkında başka bir şairle yapılan müzakere sırasında bir şair tarafından dile getirildi. Kendi kendime düşündüm: "Allah kendi varlığını daha fazla nasıl gösterebilir ki?.. Bu yeteri miktarda büyük bir gücün kendini ispatı değil midir? Her işin altında Amerika mı aramalıyız? Şeytan, Allah`ın yardımcısıdır derler. Belki Amerika Allah`ın şeytanıdır? Belki de bu şeytanı yaratarak ve güçlendirerek kendi varlığını kanıtlamak istiyor? Tabii ki, bu fikirler gizemli ve saçma geliyor. Sonuçta, bizler mucizelere pek alışkın değilizdir. Biz sadece mucizeler kavramına inanmakla yetinmişiz. Doğal olarak böyle düşünüyoruz. Çünkü henüz elle tutulur bir örneği ile karşılaşmış değiliz.

Bu tartışmanın ve benim bu fikirlere itimadımın üzerinden çok değil, bir ay gibi bir zaman geçmişti. Virüs, durdurak bilmeden kendi varlığı ile sadece Çin`e, Amerika`ya degil, tüm dünyaya meydan okuyordu. Kendini gösterdiği ülkelerde başlangıçta ciddiyetsiz bir yaklaşım seziliyordu. İktidar ve insanlar can derdi ile değil, para derdi ile boğuşuyordu. Sınırlar kapatılmıyor, tüm tesisler çalışıyor, okullar ve üniversiteler açık, çeşitli konularda mitingler, bilim adamları ve doktorlar kamera önünde acayip fikirler seslendirerek muhteşem bir “öngörü” sergiliyorlardı. Fakat git gide virüsün rengi değişiyordu. Onun rengi değiştikçe, her şey de renk değiştiriyordu. Ülke ülke dolaşan “canlı bomba” gözdağı vermeye devam ediyordu.

Nihayet, geç de olsa uyandılar. Ülke liderleri toplu katliamları önlemek için çeşitli kararlar almak ve uygulamak zorunda kaldılar. Ama dediğim gibi, dünya ya geç uyandı ya da gerçekten de aciz. Aslında, bana biraz ikna edici gelmiyor bu fikir. Çaresizlik dünyanın sorunu değil, bireysel bir sorundur. Bu yaşa kadar ya anladığımız, inandığımız şeyler büyük bir fiyaskodan ibaretti ya da kendi kendimizi gözümüzde büyütmüşüz.

Hastalık giderek yayılmaya ve korkunç hal almaya başladı. Dünya ekonomisi perişan. Azerbaycan`da kıyıda köşede 3-5 kuruşu olan insanlar bankalara koşmaya başladılar. Dolar sevdalıları durumu fırsata çevirmek peşindeler. Bu cehalet neyin nesidir böyle?! Yahu kim içindir bu“dolar sevdasına” kapılmalar? Yarın öbürgün koronavirüs ile enfekte olma olasılığı yüksek olan kendin, annen, baban, çoluk çocuğun, sülalen için mi? Yani bu kadar mı insan zekası? Uçuşlar durduruldu, sınırlar kapandı, milyar dolarlık projeler askıya alındı, tüm bağlar kesildi, biz neden 100 doların peşinde pervane gibi dolanıyoruz? Pes vallahi!..

“Oğlum, sen korkuyor musun ki?”... İki Azerbaycanlı erkeğin bir biri ile olan olağanüstü dialoğuna şahit oldum. Evet, bu soruyu soruyor biri diğerine: Oğlum, sen korkuyor musun ki?”. Sanki erler meydanında savaşa davet aldılar, at belinde kılıç çekecekler bir birlerine. Siz gidin kadeh tokuşturun, ey Türk evlatları! Alkol virüsü öldürüyormuş. Er meydanı döneminin üstünden “asrlar” su içti. Evet, ancak bu olabilir “cahil cesareti” dedikleri. Ama cahillik de bir yere kadar.

Galiba birileri Dünyaya ve biz insanlara harika bir ders veriyor. Bu işin sonucunda ölmeyip sağ kalsak, ciddi değişikliklere tanık olacağız. İnançlar ve dinler temelinden sarsılacak. Ekonomi, sağlık ve eğitimin yönü değişecek. Doğrudur, korku içinde yaşamaya başlayacağız ama bu korku görünmeze olan korkuya benzemeyecek.

Biraz düşünceli insanlar olup bitenlerden olumlu ders çıkarmalılar diye düşünüyorum. İnsanları korkutan bu virüs vazife tanımıyor, ünlü nedir bilmiyor, çocuk, büyük, genç, yaşlı, dini inançlı, eli haram tutmayan, katil, masum tanımıyor. Sanat dünyasının en parlak yıldızını, ressamını, liderini, aktörünü, aktrisini, futbolcusunu bir birlerinden ayıramıyor. Onlara özel saygı ile yaklaşmayı bilmiyor. Biraz cahil bu virüs. Saygı nedir bilmiyor. Ceketinin düğmesini ilikleyip bu büyük güçlerin önünde baş eğmeği öğretmemişler ona. Haddini aşıyor! Hiç kimseden, hiç bir şeyden korkmuyor! Belki rüşvet teklif edelim ona? Ne dersiniz? Doktorlarımıza yaptığımız gibi... Kafasına bir silah dayatıp "Bu hasta iyileşecek" diyelim yoksa... Kardeşim, bu virüs doktor da tanımıyor! Doktorlar karantina altındalar. Yok, gelin videosunu çekip dünyaya rezil edelim onu. Hayır, hayır en iyisi gelin elini kolunu zincirleyip hapse atalım, işkenceler verelim, daha fazla direnemeyip acıya kendiliğindenölsün. Fikrimi değiştim, gelin ona “business bilet” alıp tatil için Miami Adaları'na gönderelim. Cahil ya zaten Güneşin onu öldüreceğini bilmiyor. Biz katil olmayalım, bırakalım onu Güneş öldürsün!

 

 

NURANE TAĞIYEVA


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


NURANE TAĞİYEVA Diğer Yazıları

23 Ocak 2020 - BEKLETME GENÇLİĞİNİ...
Radyo Canlı Yayın
FIRSATLAR
Facebook Beğen
    
Anasayfa | Künye | Gazeteler
CH