CUMHURİYETİMİZİN İLK KADIN HAKİMİ: ADALET HANIM

CUMHURİYETİMİZİN İLK KADIN HAKİMİ   "ADALET HANIM " ...

- gerçek bir hayat öyküsüdür -

 

Yaşlı kadın , yatağından kalktı .

Sabah ezanının , insan ruhuna huzur veren sesi oda içinde yankılanıyordu ...

 

88 yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle , pencereye doğru yöneldi . Pencereyi açması ile  odaya ezan sesi ile birlikte , baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doluştu ...

 

Penceresinden görünen Kurtuluş Parkına bakarak , yaşlı ciğerlerini sabahın ılık esintisi ile doldurdu . 

 

Abdestini aldı , sabah namazını kıldı . Mutfağa yöneldi . Çayla birlikte , bir iki lokma bir şeyler atıştırdı .

 

Sonra ... oturma odasına yöneldi . Eski bir fiskos masasının yanındaki koltuğuna ilişti .

Masanın üstü çerçeveler ile doluydu . Bir tanesine uzandı , camının üzerinde , titreyen  parmaklarını dolaştırdı ...

Çerçevenin içindeki fotoğrafta , İstiklal Madalyalı kara yağız bir adamla , makyajsız olmasına rağmen güzelliği göz alan bir kadın , birbirlerine bakarak gülümsüyorlardı .

 

Yaşlı kadın , "Günaydın Anne , Günaydın Baba" dedi ... Usulca yerine koyduğu çerçeveye bir bakış daha attıktan sonra , başka bir çerçeveyi eline aldı ...

 

Bu siyah beyaz fotoğrafta da , subay üniformalı bir adamla - bir gelin , yan yana duruyorlardı . Yaşlı kadın , çerçeveyi titreyen dudaklarıyla öptü . "Günaydın Kocacığım" dedi . Kadın bu çerçeveyi de bıraktıktan sonra , üçüncü ve son çerçeveye uzandı .

 

Artık ... gözleri yaş dolmuştu ... Fotoğraftaki biri erkek - diğeri kız çocuklara bakıp , "Günaydın Evlatlarım" dedi ...

 

Tüm çerçevelere , kısaca göz atıp "Sizleri ... hepinizi çok özledim ... " dedi ...

 

Gözlerinde biriken yaşları sildi ... Artık , ağlamak için bile , yaşlı hissediyordu kendini ... Ağır ağır doğrulduğu koltuğundan , eski telefonuna doğru yöneldi . Ağır ağır numaraları çevirdi .Karşısına çıkan adama"Bir taksi istiyorum"  dedi ve adresi verdi . Kapısını kilitleyip , apartman merdivenlerine yöneldi ... 

 

Yıllarca çekmediği zorluk kalmamıştı ama , şimdi bu merdivenler hayatının en büyük engeli olmuştu sanki ... Ağır ve dikkatli bir biçimde iniyordu .

 

Sabırsızlanan taksi şoförünün çaldığı korna , sokağı inletiyordu . "Patlama , be adam !.." dedi . Nihayet ... taksiye binebildi .

 

"Teyze hoş geldin" dedi , 25 - 30 yaşlarındaki şoför . "Nereye gidiyoruz ? " ...

 

Kadın , kısa bir sessizliğin sonunda ;  "Tüm bir gün , beni taşırmısın ? Sana , 500 lira veririm ." diye sordu . 

 

Adam , küçümser bir gülümseme ile , "Mal sahibi , benden her gün 500 lira istiyor teyze" dedi .

 

Kadın gülümsedi ...

"O zaman sana , 650 lira vereceğim ne dersin ?"...

 

"Kurtarmaz ama , senin güzel hatırını kırmayayım . İlk önce nereye gideceğiz ?"

 

"Anıtkabir’ e" ...

"Anıtkabir’ e mi ?...

"Evet" ...

"Tamam teyzeciğim’" ...

"Yaş kaç teyzeciğim ?"

"Seksen sekiz".

"Maşallah ... Allah , uzun ömür versin teyzeciğim " .

"Allah , sağlıklı - mutlu ömür versin oğlum" ...

"Haklısın teyzecim" .

 

Taksi , Anıtkabir’in kapısına gelmişti . Şoför , "Teyzeciğim geldik" dedi . Dalgın görünen kadın , "Evladım , burada yardımına ihtiyacım var . Benimle gel !" dedi . Adam şaşırmıştı . "Tabii teyze" dedi . Kuşkulu gözlerle , "Bizi buraya alırlar mı ?" diye sordu ...

 

O ana kadar dalgın ve yorgun görünen kadın , bir anda irkildi . Gözlerinden ateş fışkırarak , "Ne demek almamak ? Sen daha önce hiç gelmedin mi buraya ?" dedi ... 

 

"Hayır" ...

"Kaç yıldır Ankara’da yaşıyorsun ?" ...

"Ben Ankara'lıyım teyze... Doğma büyüme ..."

"Eee ... o zaman ?"...

"Ne bileyim , bir kez okulla gelmiştik bayramda ... Bayram olmayınca , burası kapalı sanıyordum ben" ...

 

Kadın sinirli bir şekilde , kafa salladı ...

Şoför utanmıştı ... Mozoleye çıkan mermer merdivenlere kadar konuşmadılar ... Merdivenlere geldiklerinde , şoför kuşkulu bir şekilde ...

"Nasıl çıkacaksın Teyze ?" diye sordu ,

 

"Her ay nasıl çıkıyorsam , öyle" ...

"Her ay geliyor musun ?"

"Evet ..."

 

Uzun bir uğraşla , merdivenleri çıktılar . Mozoleye doğru , ağır ağır ilerlediler. İçerisi çok serindi. Şoför , büyük bir azimle yürümeye çalışan kadının , koluna girmişti . Kadının nefes alışları sıklaşmıştı . Nihayet , mozolenin önüne geldiler . Kadın , şoförün kolundan ani bir hareketle kurtuldu . Çantasını açtı . Tek bir karanfil çıkardı . Mozoleye doğru ilerledi . Çiçeği mozoleye koydu . Şoför , şaşkınlıkla olayı seyrederken , kadının ağzından şu sözlerin döküldüğünü fark etti.

"Hayatım boyunca, sana verdiğim sözü tutmak için çalıştım". Ağır ağır geriye çekilen kadın , ellerini açıp Fatiha okumaya başladı . Şoför , kısa bir şaşkınlığın ardından ona katıldı . Kadın bir anlık suskunluktan sonra , "Hadi gidelim" dedi .

 

Geldiklerinden çok daha ağır bir şekilde , arabaya döndüler ...

 

Şoför , kadının durumundan endişelenmeye başlamıştı .

"Yoruldun mu Teyze ?’ dedi .

Kadın sustu ...

Bir süre suskunluktan sonra , "Evet , hem de çok yoruldum" diye cevapladı . 

"Şimdi nereye gidiyoruz ?"

"Bankaya" ...

 

Şoför , arabasındaki kadının herhangi biri olmadığını anlamıştı . Bu yaşlı kadının Atatürk’e verdiği söz , ne olabilirdi ? En sonunda dayanamadı ...

 

"Teyzeciğim , bir şey sorabilir miyim ?"...

"Sor bakalım evladım" .

"Anıtkabir’de Atatürk’e bir söz verdiğinizi söylemiştiniz . O söz nedir ?"

"Uzun hikaye evladım" ...

"Olsun be teyze , anlat ne olur !"

 

"Ben lisedeyken , okulumuza gelmişti Atatürk ... Beni de ona çiçek vermek için seçmişlerdi ... Çiçeği verdiğimde , bana ismimi sordu . Bende , "Adalet" dedim . Bunun üzerine , "Ne güzel ismin varmış" . "Okulu bitirince , ne olacaksın ?" dedi bana ... Hemşire dedim . O da "Güzel meslek ama , bence sen Hakim ol ! İsmine çok yakışır" dedi ... Ben , "Kadından hakim olmaz ki", dedim . Kaşlarını çattı ; "Sen istedikten sonra olur . Senden , söz istiyorum ! Hakim olacaksın !" dedi .

"Sen ne dedin peki ?"...

"Mustafa Kemal emretmiş , ne denir ?... Söz verdim ."

"Peki ... olabildin mi Adalet Teyze ?"

"Evet ... Ben , Cumhuriyetin ilk kadın Hakimlerindenim ."

"Vay be !!!  Sende de ne hikaye varmış , Adalet Teyze" ...

"Herkesin bir hikayesi vardır evladım . Herkesin hikayesi de , kendine göre değerlidir . Eğer , insanların hikayelerini bilip anlayabilirsen , insanlara daha anlayışlı davranabilirsin". "Haklısın Adalet Teyze ... Bu banka mı gelmek istediğin ?"

"Evet !"

"Yardım edeyim mi ? Bende geleyim mi ?"

"Hayır ... Sen burada bekle lütfen ! Bu arada , adın neydi evladım ?"

"Osman teyzeciğim" .

"Tamam Osman". Beni , 45 dakika kadar sonra , buradan al olur mu ?"

"Tamam teyzeciğim" .

 

Adalet Hanım , bankadan içeri girdi . Osman , öğlen saatinin geldiğini fark edip, yemeğe gitti. Yemek boyunca Adalet Hanımı düşündü ...

"Kim bilir , neler yaşamış , neler görmüştür ?" diye düşündü . Tam vaktinde bankanın önündeydi . Adalet Hanım , 15 dakikalık gecikme ile geldi .

 

"Hoş geldin Hakim Teyze".

Gülümsedi ... "Çok uzun zamandır , bana Hakim denmemişti"...

"Hoşuna gitmediyse , söylemeyeyim ?" ...

"Yok ... aksine hoşuma gitti . Sağ ol !"

"Nereye gidiyoruz ?".

"Seyranbağlarına"...

"Tabii".

"Hakim Teyze , çok yer gezmişsindir sen".

"Tüm Anadolu’yu karış karış gezdik rahmetli kocamla"...

"Ne iş yapardı amca ?".

"Subaydı ."

"Ne zaman vefat etti ?"

"1952′de"...

"Çok olmuş ... Gençmiş ...".

"Kore Savaşında şehit oldu ."...

"Allah rahmet eylesin Hakim Teyze" .

"Sağ ol evladım !"

"Seyranbağları’na geldik . Nereye gideceğiz ?".

"Sağa sap ! İkinci binanın önünde dur !".

"Tamam . Buyur Hakim Teyze . Geleyim mi ben ?" 

"Yok . Bekle burada !"

 

Osman , beklemeye başladı . Bir ara merak etti . Binanın uzaktan görünen levhasına baktı . "Seyranbağları Kız Yetiştirme Yurdu" yazısını okudu . Anlam veremedi . Bu kadın , burada ne yapar ki ?" diye düşündü ...

 

Yarım saat sonra , Adalet Hanım göründü . Yanında , orta yaşlı kibar bir hanım vardı . Adalet Hanımı , arabaya ağır ağır bindirdi . Kadın , "Adalet Hanım , size ne kadar teşekkür etsek azdır . Her zaman yanımızdasınız . Kızlarda sizi çok seviyor . Ne olur, arayı çok uzatmayın. Yine gelin !" dedi .

 

Adalet Hanım , buğulu gözlerle "İnşallah ! Kızlara selamımı söyleyin . Bende onları çok seviyorum. Onlara iyi bakın!"dedi.

 

Araba , hareket etti .

"Nereye Hakim Teyze ?".

"Hemen , iki sokak öteye" .

Osman , iki sokak ötede bu sefer başka bir binanın önüne park etti.

Bu binada da , "Ankara Seyranbağları Huzurevi" yazıyordu .

 

"Bekle beni !"

"Tabii Hakim Teyze".

Yine 1 saate yakın bir bekleyişin sonunda , bu sefer etrafında bir çok yaşlı kadın ve adamla çıkageldi Adalet Hanım . Sarılıp

öpüştükten sonra , oradan ayrıldılar . Osman , dikiz aynasından Adalet Hanım’ın gözlerinden akan yaşları fark etti ...

 

"İyi misin Hakim Teyze ?".

"İyiyim Osman . Eski dostları görünen , insan bir hoş oluyor". 

"Nereye gidiyoruz ?".

"Cebeci Asri Mezarlığına ..."

"Tamam".

"Teyze , nerelisin sen ?".

"Aydın Söke'liyim . Babam orada pamuk ekerdi . Annem , ev hanımıydı . Sonra Kurtuluş Savaşı oldu . Babam savaşa gitti . Söke işgal oldu ... Biz dağlara kaçtık annemle . Saklandık dağ köylerinde ... Savaş bitince ,  Söke’ye döndük . Allah’a Şükür babamda sağ salim döndü savaştan ."...

 

"Sonra ne oldu ?"...

"Liseye Aydın’a gönderdi babam . Orada , Atatürk’le karşılaştım . Sözümü tutmak için İstanbul’a gittim. Hukuk Fakültesine girdim. Orada , rahmetli eşimle karşılaştım . O' , Harbiye’de okuyordu o zaman . Mezun olunca da evlendik ...".

"Çocuğunuz var mı ?".

"Bir kızım , bir oğlum vardı ...".

"Neredeler şimdi ?"

"Oğlum, Dışişlerinde çalışıyordu ."

"Ne güzel"...

"1978′de Fransa’da Ermeniler öldürdüler ."...

"Üzüldüm Hakim Teyze . Başın sağ olsun !"

"O da , babası gibi şehit oldu yani"... 

"Evet ... Şehit babanın şehit oğlu . Allah , kimseye evlat acısı vermesin .".

"Amin ... Ya kızın ?".

"O , eşi ve çocukları ile İzmit’te yaşıyordu . Öğretmendi . 1999 yılındaki depremde , hepsi vefat ettiler ."...

"Allah rahmet eylesin ! Boş boğazlığımla üzdüm seni Hakim Teyze , kusura bakma !".

"Sanki sormasan aklımdan çıkıyorlar mı ki evladım . Sen , üzülme sağol !" .

"Geldik , Hakim Teyze !".

"Tamam evladım . Al ! İşte paran , artık gidebilirsin ."

"Hakim Teyze buradan nasıl döneceksin ? Ben seni bekleyeyim , eve bırakayım ."

"Yok ! Beni alacaklar buradan ."

 

"Hakim Teyze , bu para fazla . Kusura bakma , ben sana yalan söyledim . Taksinin sahibi, benden 350 lira bekliyor . Affet beni ! 350 lirayı ona veririm . Gerisi kalsın . Bende para istemem . Bugün senden aldığım hayat dersinin , parasal karşılığıda yok zaten ..."

 

"Çocukların var mı ?".

"İki tane , ellerinden öperler ."

Taksinin güneşliğinden çocuklarının resimlerini çıkarıp , gösterdi Osman ...

 

"Adları nedir ?".

"Kemal ve Ayşe" ...

"Oğlumun adı da , Kemal'di ..."

 

Sessizliğin ardından , Osman’ın elindeki parayı ittirdi Adalet Hanım ...

"Onlara bir şeyler al benim için . Onları okut ! Ama yalansız , dolansız , çok çalışarak - helal lokma ile büyüt ve okut !...

Atatürk’ün bana yaptığı gibi , içlerindeki gücü fark etmelerini sağla ! Bir de vatanını , milletini sevmelerini öğütle onlara !"

 

Osman , Adalet Hanımın ellerine sarılıp öptü . O'na , iyi evlatlar yetiştireceğine söz verdi .

 

Adalet Hanım , mezarlığın kapısından ağır ağır içeri girerken ;  Osman , yaşlı gözlerle onu izliyordu ...

Hayatının en büyük dersini , kendisi küçücük - yüreği yaşadığı acılara rağmen kocaman ve güçlü, bu yaşlı kadından almıştı ...

Osman , arabasını mal sahibine götürmeye karar verdi . Bu gün , daha fazla çalışamazdı ...

 

Ertesi gün , Ankara’da garip bir yağmur yağıyordu boşanırcasına ... Sanki , gök delinmişti ... Osman , taksiyi mal sahibinden almış , durağa gelmişti ... Çay ocağının yanında duran gazeteyi aldı . İlk sayfadaki haberlere göz gezdirdi .

 

Siyaset doluydu gazete . Hiç anlamazdı . Sıkılıp , adli olayların yer aldığı üçüncü sayfayı açtı . Taksiciler , arkadaşları ile ilgili kötü haberleri , genellikle oradan alırlardı . Göz gezdirirken , bir haber dikkatini çekti :

 

"Dün gece geç saatlerde , Cebeci Asri Mezarlığında bulunan cesedin , Cumhuriyet Tarihinin ilk Kadın Hakimlerinden ADALET YILMAZ’a ait olduğu , anlaşıldı . ADALET YILMAZ’ın bulunduğu yerdeki mezarların ise , eşine ve oğluna ait olduğu belirlendi . YILMAZ'ın ;  vefat ettiği gün - bankadaki tüm parasını çektiği , bu parayı ikiye bölerek -  Seyranbağları’ndaki bir Kız Yetiştirme Yurdu ile bir Huzurevine bağışladığı belirlendi . 

 

Polis , ADALET YILMAZ’ın , mezarlığa ölmek için gittiğini düşünüyor ."...

 

Osman , bir anda sarsıldı ... Gözyaşlarına engel olamıyordu ... Taksici arkadaşları , hiç bir şey anlamadılar . Bir daha da hiç anlatmadı Osman  bu yaşadıklarını ...

 

Herkesin tek bildiği , Osman’ın bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında ;

"Gökler bile sana ağlıyor"... diyerek , hıçkıra hıçkıra ağladığıydı ...

 

İşte ... Şu an yaşamakta olduğumuz bu karanlık günlerde  de ; Güzel Yurdum , ağlıyor ... Teröre lanet olsun


Yorumlar()
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
AnketAnket



Çok Okunanlar Çok Okunanlar
Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber