Eğitim ve Basın Aynı Sofrada Buluştu: Gazeteciler Günü’nde Anlamlı Kahvaltı
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında düzenlenen kahvaltı programında eğitim kurumları ile basın mensupları bir araya geldi. Programda gazeteciliğin toplumsal önemi, eğitimin geleceği ve gençlerin gelişimi ele alındı.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında düzenlenen kahvaltı programı, basın camiasını eğitim dünyasıyla bir araya getirdi. MRS Eğitim Kurumları, Sefaköy İTÜ ETA Eğitim Kurumları, Avcılar Limit Eğitim Kurumları ve Avcılar Nazmi Arıkan Eğitim Kurumları’nın ev sahipliğinde düzenlenen programda, eğitim camiası ile basın dünyası aynı sofrada buluştu. Buluşmaya kurum kurucularından Muhammet Demirci, Bedirhan Altın, Sinan Can Ayvalı, Remzi Kesici ile Sefaköy İTÜ ETA Eğitim Kurumları Şube Müdürü Ali Dicle katıldı.
Programda konuşan kurum yöneticileri, gazeteciliğin toplum için taşıdığı hayati öneme dikkat çekerek, basın mensuplarının zorlu şartlar altında büyük bir sorumluluk üstlendiğini ifade etti. Eğitimin geleceği, gençlerin akademik ve kişisel gelişimi, okuma alışkanlığı ve rehberlik hizmetlerinin önemi gibi birçok başlık ele alındı.
Kurum kurucuları, Küçükçekmece ve Avcılar bölgelerinde faaliyet gösteren eğitim kurumlarının genç, dinamik ve alanında uzman kadrolarla hizmet verdiğini vurguladı. Eğitimi bir “emanet” olarak gördüklerini belirten yöneticiler, öğrencilerin yalnızca sınavlara değil, hayata hazırlanmasının temel hedefleri olduğunu ifade etti.
Basın mensuplarına kurumların eğitim anlayışı, yayıncılık çalışmaları ve akademik destek programları hakkında da bilgi verilirken, karşılıklı iletişimin güçlendirilmesinin hem eğitim hem de toplumsal bilinç açısından önemli olduğu dile getirildi.
Samimi sohbetler eşliğinde devam eden program, günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi. Eğitim ve basın dünyasını bir araya getiren buluşma, karşılıklı anlayış ve iş birliğinin güçlenmesine katkı sağladı.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Bedirhan Altın, davete katılan tüm basın mensuplarını selamlayarak sözlerine başladı. Altın, böyle anlamlı bir günde gazetecilerle aynı sofrayı paylaşmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Konuşmasında 10 Ocak’ın önemine dikkat çeken Altın, basın emekçilerinin özverili çalışmalarının yalnızca bir günle ifade edilemeyeceğini vurguladı. “Sizlerin verdiği emeklerin bir güne sığmayacağını biliyoruz” diyen Altın, bu nedenle en uygun tarihte bir araya gelerek teşekkür etmek istediklerini dile getirdi.
Altın, temsil ettikleri kurumsal yapının her geçen gün büyüyerek güçlendiğini ifade ederek, Nitelikli öğretmen kadrosu, rehberlik hizmetleri ve genç ama vizyoner ekip yapısıyla bölgede adından söz ettiren bir kurum olduklarını belirtti. Basın mensuplarıyla aynı ortamda bulunmanın kendileri için bir “kıvanç meselesi” olduğunu ifade eden Altın, bu tür buluşmaların karşılıklı iletişimi güçlendirdiğini söyledi. İletişimin kurumlar için bir “mihenk taşı” olduğunu dile getiren Altın, basınla her zaman iş birliğine açık olduklarını vurguladı.
Konuşmasının sonunda, zorlu kış şartlarına rağmen programa katılan tüm gazetecilere teşekkür eden Bedirhan Altın, “İyi ki varsınız, emekleriniz bizler için çok kıymetli. İnşallah bu buluşmalarımız devam edecek” ifadelerini kullandı. Altın, basın mensuplarına başarı dileklerini ileterek konuşmasını “Ayağınıza taş değmesin, afiyet olsun” sözleriyle tamamladı.
Muhammet Demirci: “Gazetecilik Bir Ülkenin Olmazsa Olmaz Mihenk Taşlarından Biridir” Bedirhan Altın’ın açılış konuşmasının ardından kürsüye çıkan kurum ortaklarından ve kurucularından Muhammet Demirci, samimi ve içten ifadeleriyle basın mensuplarına hitap etti. Konuşmasına, Bedirhan Altın’ın sözlerine katıldığını belirterek başlayan Demirci, olumsuz hava şartlarına ve okulların tatil edilmesine rağmen programa katılım sağlayan tüm gazetecilere teşekkür etti. Asıl branşının tarih öğretmenliği olduğunu ifade eden Demirci, gazeteciliğin ve haber alma özgürlüğünün önemini tarihsel ve anayasal bir çerçevede değerlendirdi. Gazeteciliğin, haberleşmenin ve bilginin toplum için vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Demirci, “Gazetecilik, haberleşme, ulaşım ve lojistik bir ülkenin olmazsa olmaz mihenk taşlarından biridir” dedi.
Küçükçekmece ve Avcılar bölgelerinde görev yapan birçok basın mensubunu yakından tanıdıklarını dile getiren Demirci, farklı organizasyonlarda sık sık bir araya geldiklerini ancak ilk kez kendi kurumları bünyesinde böyle bir buluşma gerçekleştirdiklerini söyledi. Programa katılan gazetecilere “Ayaklarınıza sağlık, hoş geldiniz” sözleriyle hitap etti.
Bu organizasyon fikrini ilk duyduğunda heyecanlandığını ifade eden Demirci, genellikle geri planda kalmayı tercih ettiğini ancak bölgedeki gazetecilerle bir araya gelmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Kısa bir rahatsızlık geçirdiğini de dile getirerek, bu nedenle biraz durgun görünmüş olabileceğini söyledi ve anlayışları için basın mensuplarından özür diledi.
Konuşmasında kurumun kuruluş sürecine ve ortaklık yapısına da değinen Muhammet Demirci, Bedirhan Altın ile 18 yıla dayanan bir dostluk ve yol arkadaşlığı bulunduğunu, bu birlikteliğin üniversite yıllarına ve Çanakkale günlerine kadar uzandığını aktardı. Programda bulunamayan ortakları Sinan Bey ve Remzi Bey’in de selamlarını ileterek, onların adına da basın mensuplarına teşekkür etti. Eğitim alanında yola çıkarken çok net bir ilke benimsediklerini vurgulayan Demirci, “Ahlak çerçevesi içerisinde, eğitimci kimliğimize yakışır bir şekilde çocuklarımıza ve gençlerimize en iyi eğitimi vermek için söz verdik” dedi. Eğitimin bir mücadele alanı olduğuna dikkat çeken Demirci, şeffaflığa büyük önem verdiklerini belirterek, basın mensuplarını kurumlarını yerinde görmeye davet etti. “Mutfağımızı gelip görebilirsiniz, bundan kıvanç duyarız” ifadeleriyle yapılan işin arkasında durduklarını vurguladı.
Genç ve dinamik bir kadroyla yol aldıklarını ifade eden Demirci, Bedirhan Altın ve Ali Bey başta olmak üzere genç ortakların vizyoner adımlar attığını, kendilerinin de bu süreçten mutluluk duyduğunu söyledi. “Güzel işler yapabilmenin huzurunu yaşıyoruz” diyerek, eğitimde nitelik ve samimiyetin önemine dikkat çekti.
Halihazırda Küçükçekmece ve Avcılar bölgelerinde üç eğitim kurumu ile hizmet verdiklerini belirten Demirci, her iki bölgeye de güçlü bir aidiyet duygusu taşıdıklarını, bu bölgelerde yaşayan ailelerin çocuklarının eğitim sorumluluğunu büyük bir hassasiyetle üstlendiklerini ifade etti.
Muhammet Demirci: “Genç, Dinamik ve Akademik Bir Eğitim Kadrosuyla Geleceğe Yatırım Yapıyoruz” 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla düzenlenen kahvaltı programında konuşmasını sürdüren kurum kurucularından Muhammet Demirci, sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda güçlü bir eğitim ekosistemi inşa ettiklerini vurguladı. Demirci, bünyelerinde faaliyet gösteren Eğitim Grup şirketi aracılığıyla yayıncılık ve akademik alanda önemli iş birliklerine imza attıklarını ifade etti.
Eğitim Grup çatısı altında, yayın gücü ve marka değeri yüksek kurumlarla çalıştıklarını belirten Demirci; İTÜ ETA, Nazım Arıkan Fen Bilimleri gibi köklü ve bilinirliği yüksek yayınların bu yapı içerisinde yer aldığını söyledi. Özellikle İTÜ ETA ismiyle ilgili süreç hakkında da bilgi veren Demirci, İstanbul Teknik Üniversitesi ile bağlantılı vakıf üzerinden yürütülen hukuki sürecin mutabakatla sonuçlandığını, bu anlaşmayla birlikte rehberlik ve danışmanlık noktasında da önemli kazanımlar elde edildiğini dile getirdi.
Eğitim yolculuklarının iki kişiyle başladığını ifade eden Demirci, zamanla bu yapının büyüyerek güçlü bir ekip haline geldiğini söyledi. Sürece katkı sunan tüm yol arkadaşlarına teşekkür eden Demirci, bugün gelinen noktada genç, idealist ve alanında yetkin bir eğitim kadrosuna sahip olduklarını vurguladı.Kurum bünyesindeki eğitimcilerin sadece ders anlatan öğretmenler olmadığını belirten Demirci, her bir ortağın farklı branşlarda akademik birikime sahip olduğunu ifade etti.
Kendisinin tarih ve edebiyat öğretmeni olduğunu, eğitim psikolojisi alanında çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Demirci; Bedirhan Altın’ın edebiyat alanında eserler verdiğini, Sinan Bey’in öğrenci psikolojisi konusunda önemli katkılar sunduğunu, Remzi Bey’in matematik, Ali Bey’in özel öğretim, Turgay Bey’in ise psikolojik danışmanlık alanlarında yetkin olduklarını aktardı. “Biz aslında bir eğitim kadrosuyuz” diyen Demirci, yaş ortalaması 30-35 arasında değişen genç bir ekip olduklarını, 4-5 yıllık bir kurum olmalarına rağmen büyük bir azim ve çalışma disipliniyle yollarına devam ettiklerini ifade etti.
Amaçlarının yalnızca akademik başarı değil, aynı zamanda öğrencilere rehberlik eden, onları hayata hazırlayan bir eğitim anlayışı olduğunu vurguladı. Öğrenci kapasitesi hakkında da bilgi veren Demirci, Küçükçekmece ve Avcılar bölgelerinde bulunan üç kurumun resmi kapasiteleri dikkate alındığında toplamda yaklaşık bin öğrenciye eğitim verebilecek altyapıya sahip olduklarını söyledi. Binaların fiziki yapılarının ve eğitim alanlarının bu kapasiteyi karşılayacak düzeyde olduğunu belirtti. Verilen eğitimler konusunda da detaylı açıklamalarda bulunan Demirci, ortaokul ve lise kademesindeki öğrencilere yönelik akademik destek sağladıklarını ifade etti. Yeni yönetmeliklerle birlikte gerekli şartları yerine getirerek Sosyal Etkinlik Gelişim Merkezi (TEGEM) ve Özel Öğretim Kursu ruhsatlarını aldıklarını belirten Demirci, bu sayede ortaokul ve lise öğrencilerine yasal ve kapsamlı bir eğitim hizmeti sunduklarını söyledi. ALES, KPSS gibi sınavlara yönelik kurslar vermediklerini özellikle vurgulayan Demirci, buna karşın hızlı okuma, kişisel gelişim ve akademik destek programları gibi alanlarda öğrencilerin gelişimine katkı sağlayan özel çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.
Muhammet Demirci: “Hızlı Okuma ve Anlama Becerisi, Akademik Başarının Anahtarıdır” 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında düzenlenen programda değerlendirmelerini sürdüren kurum kurucularından Muhammet Demirci, eğitim sistemindeki dönüşüme ve öğrencilerin karşılaştığı temel sorunlara dikkat çekti. Demirci, Türkiye’de kitap okuma oranlarının istenilen seviyede olmadığını belirterek, bunun sınav başarısını doğrudan etkileyen önemli bir faktör haline geldiğini ifade etti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yıllarda eğitim anlayışında önemli bir yön değişikliğine gittiğini dile getiren Demirci, artık yalnızca matematik, fen ya da ezber bilgiye dayalı bir ölçme sisteminin olmadığını vurguladı. Öğrencilerin bilgiyi bilmesinin yanı sıra okuduğunu anlayabilen, mantık ve muhakeme gücü yüksek bireyler olması gerektiğini belirten Demirci, bu nedenle sınav sorularının uzun paragraflar üzerinden hazırlandığını söyledi. Süreye dayalı sınav sisteminde, öğrencilerin uzun ve dolaylı anlatımlarla karşılaştığında zorlandığını ifade eden Demirci, “Sorular aslında basit ama dolaylı anlatım nedeniyle öğrenciler zaman yönetiminde ve anlama noktasında sorun yaşayabiliyor” dedi. Bu noktada hızlı okuma tekniklerinin büyük bir avantaj sağladığını vurguladı. Hızlı okuma eğitimlerinde farklı teknikler uygulandığını belirten Demirci, öğrencinin metni bütün olarak algılamasını sağlayan yöntemler sayesinde hem okuma hızının hem de anlama düzeyinin ciddi şekilde arttığını söyledi. Örnek veren Demirci, normal şartlarda uzun sürede okunabilecek bir metnin, doğru tekniklerle çok daha kısa sürede ve daha yüksek anlama oranıyla okunabildiğini ifade etti. Bu alanda kullanılan yöntemlerden de bahseden Demirci, paralel ve çapraz okuma tekniklerinin öğrencinin zihinsel algısını geliştirdiğini, bunun için ise düzenli eğitim ve pratik gerektiğini dile getirdi. Kendi üniversite yıllarından bir örnek paylaşan Demirci, bir akademisyen hocasının kendisine farklı okuma teknikleri kazandırdığını ve bunun zihinsel gelişimine büyük katkı sağladığını aktardı. Gençlerin kitap okumaya yeterince ilgi göstermemesinin bir gerçek olduğunu ifade eden Demirci, bu nedenle hızlı okuma ve paragraf çalışmalarıyla öğrencileri akademik olarak ileri taşımaya çalıştıklarını söyledi. Bu süreci anlatırken dikkat çekici bir benzetme yapan Demirci, insanı bir “powerbank”e benzeterek, “Sabah güne tam dolu başlıyoruz. Gün içinde enerjimizi doğru kullanmazsak erken tükeniyoruz” dedi. Öğrencilere her gün düzenli olarak paragraf soruları çözmelerini tavsiye ettiklerini belirten Demirci, bu alışkanlığın ay sonunda ciddi bir okuma pratiği ve beyin jimnastiği sağladığını vurguladı. Bu yöntemin zihinsel yorgunluğu azalttığını, günün ilerleyen saatlerinde bile öğrencinin verimliliğini yüksek tutmasına katkı sunduğunu ifade etti. Hızlı okumanın en önemli kazanımının özgüven olduğunu dile getiren Demirci, “Gençler okuduğunu anlayabildiğini fark ettikçe kitap okumaya daha fazla yöneliyor” dedi. Kitap okumanın bir boş zaman faaliyeti olarak görülmesinin yanlış olduğuna dikkat çeken Demirci, okumanın özel bir zaman ayrılarak yapılması gereken temel bir zihinsel yatırım olduğunu vurguladı. Konuşması basın mensuplarının ilgisiyle takip edilen Muhammed Demirci, eğitimde okuma, anlama ve düşünme becerilerinin güçlendirilmesinin, hem akademik başarı hem de kişisel gelişim açısından vazgeçilmez olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı.
Ferdinaz Koyuncu/Aktüel Küçükçekmece








