islami sohbet bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat sohbet odaları
12 Haziran 2026 - Cuma

PROJE ÇÖKÜNCE

PROJE ÇÖKÜNCE

Yazar - MEHMET SEBAH YİĞİT
Okuma Süresi: 5 dk.
MEHMET SEBAH YİĞİT

MEHMET SEBAH YİĞİT

info@aktuelgazete.comm - 02126647132
Google News

 

 

Türk siyasetinin yakın tarihinde belki de en ilginç fotoğraflardan biriyle karşı karşıya kaldık.

 

Yıllarca Recep Tayyip Erdoğan’a aynı suçlama yöneltildi:

 

“FETÖ’yü göremedi.”

 

“FETÖ’yü anlayamadı.”

 

“FETÖ’yü büyüttü.”

 

“Ne istediler de vermedi?”

 

Bu cümleler sadece siyasi eleştiri olarak söylenmedi. Adeta Erdoğan’ın siyasi meşruiyetini tartışmaya açan bir propaganda dili olarak kullanıldı.

 

Peki bugün aynı isimler nerede duruyor?

 

Bir zamanlar Erdoğan’ı “kandırılmakla” suçlayanlar, bugün kendi siyasi yolculuklarında yaşadıkları kırılmaları hangi kavramla açıklıyor?

 

Asıl üzerinde düşünülmesi gereken soru budur.

 

Hatırlayalım…

 

Bir dönem Ekrem İmamoğlu etrafında olağanüstü bir siyasi konsolidasyon oluşturuldu.

 

Normal şartlarda aynı masada oturması bile mümkün görünmeyen siyasi yapılar aynı hedef doğrultusunda buluşturuldu.

 

Milliyetçiler vardı.

 

Ulusalcılar vardı.

 

Muhafazakârlar vardı.

 

Liberal çevreler vardı.

 

Sosyal demokratlar vardı.

 

Kürt siyasetine yakın çevreler vardı.

 

Birbirlerine yıllarca en ağır sözleri söyleyenler vardı.

 

Ve hepsinin ortak noktası aynıydı:

 

Erdoğan karşıtlığı.

 

O günlerde ortaya çıkan tablo bir siyasi ittifaktan çok daha büyük bir anlam taşıyordu.

 

Çünkü mesele sadece seçim kazanmak değildi.

 

Mesele, yeni bir siyasi figür inşa etmekti.

 

Yeni bir umut.

 

Yeni bir hikâye.

 

Yeni bir lider.

 

Belki de yeni bir dönem…

 

Meral Akşener’in İmamoğlu için kullandığı ifadeler hâlâ hafızalarda.

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun onu İstanbul’un kurtarıcısı olarak sunması hâlâ hafızalarda.

 

Saadet Partisi’nin, DEVA’nın, Gelecek Partisi’nin ve muhalefetin farklı unsurlarının aynı isim etrafında kenetlenmesi hâlâ hafızalarda.

 

Peki şimdi ne oldu?

 

Bir zamanlar büyük bir siyasi heyecanla savunulan bu proje neden sessizliğe gömüldü?

 

Neden o yüksek perdeden konuşmalar duyulmuyor?

 

Neden aynı kararlılık sergilenmiyor?

 

Yoksa ortada gerçekten sorgulanması gereken bir durum mu vardı?

 

Yoksa yıllarca “siyasi operasyon” denilen süreçlerde devletin ortaya koyduğu bazı iddialar zaman içerisinde daha fazla karşılık mı buldu?

 

Eğer öyleyse, yıllarca Erdoğan’a yöneltilen suçlamalar ne olacak?

 

Çünkü burada dikkat çekici bir çelişki var.

 

Erdoğan’a yönelik eleştirilerin temelinde şu düşünce vardı:

 

“Bu kadar belirti varken nasıl göremedin?”

 

Bugün aynı soru başkalarına yöneltiliyor:

 

Bu kadar övgü, bu kadar destek, bu kadar siyasi yatırım yapılırken siz neyi gördünüz?

 

Neye güvendiniz?

 

Neden bu kadar emindiniz?

 

Daha da önemlisi…

 

Bu kadar farklı siyasi aktörü bir araya getiren şey gerçekten ortak ilkeler miydi?

 

Yoksa sadece Erdoğan karşıtlığı mıydı?

 

Çünkü tarih bize gösteriyor ki yalnızca karşıtlık üzerine kurulan ittifaklar, ortak bir gelecek inşa etmekte çoğu zaman zorlanır.

 

Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı siyasi yalnızlık da, Meral Akşener’in siyasetten çekilişi de, Altılı Masa’nın dağılması da, DEVA ve Gelecek Partilerinin yaşadığı siyasi erime de aslında aynı sorunun farklı yansımaları gibi duruyor.

 

Belki de Türk siyasetinin önündeki asıl soru şudur:

 

Bir dönem Erdoğan’a yöneltilen “Nasıl kandırıldınız?” sorusu, bugün dönüp dolaşıp aynı çevrelerin kapısını mı çalmaktadır?

 

Ve eğer öyleyse…

 

Yıllarca yargıç kürsüsünde oturanlar, şimdi kendi vicdanlarının karşısında aynı cesaretle konuşabilecekler midir?

 

Çünkü siyaset sadece başkalarını sorgulama sanatı değildir.

 

Aynı zamanda gün geldiğinde kendini sorgulayabilme erdemidir.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları