islami sohbet bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat sohbet odaları
25 Mayıs 2026 - Pazartesi

ADALET ÇÖKERSE MİLLET ÇÜRÜR

Rivayet edilir ki, eski zamanlarda bir hükümdar gece vakti kıyafet değiştirip halkın arasına karışırmış. Bir gün yine tebdil-i kıyafetle şehri dolaşırken yıkık bir evin önünde oturan yaşlı bir adama rastlamış. Adam semaya bakıyor, ellerini açmış dua ediyo

Yazar - MEHMET SEBAH YİĞİT
Okuma Süresi: 5 dk.
MEHMET SEBAH YİĞİT

MEHMET SEBAH YİĞİT

info@aktuelgazete.comm - 02126647132
Google News

Rivayet edilir ki, eski zamanlarda bir hükümdar gece vakti kıyafet değiştirip halkın arasına karışırmış. Bir gün yine tebdil-i kıyafetle şehri dolaşırken yıkık bir evin önünde oturan yaşlı bir adama rastlamış. Adam semaya bakıyor, ellerini açmış dua ediyormuş.

Hükümdar yaklaşmış ve sormuş:

“Bu saatte ne için dua ediyorsun ihtiyar?”

Yaşlı adam başını kaldırmadan cevap vermiş:

“Allah’ım, bu memleketin yöneticilerine adalet nasip et. Çünkü yöneticinin zulmü ekmeği azaltır, adaletiyse bereketi çoğaltır…”

Hükümdar bir süre sessiz kalmış. Ardından sormuş:

“Peki bir ülkeyi ayakta tutan en büyük şey nedir?”

İhtiyar bu kez dönüp gözlerinin içine bakmış:

“Adalet giderse, önce merhamet ölür. Sonra güven kaybolur. En sonunda insanlar aynı toprakta yaşasa bile artık millet olamaz.”

Bugün dönüp yaşadığımız topluma baktığımızda, aslında en büyük tartışmanın ekonomi, siyaset ya da ideoloji değil; güven meselesi olduğunu görüyoruz. İnsanlar birbirine, kurumlara ve en önemlisi adalet mekanizmasına güvenmek istiyor. Çünkü güvenin olmadığı yerde korku büyür. Korkunun büyüdüğü toplumlarda ise öfke, kutuplaşma ve ayrışma kaçınılmaz hâle gelir.

Kur’an-ı Kerim’de Allah şöyle buyurur:

“Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder…”
(Nahl Suresi, 90. Ayet)

Bu ayet aslında yalnızca bireysel hayatı değil, devlet düzenini de tarif eder. Çünkü İslam medeniyetinde adalet yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlar değildir; toplumun vicdanını ayakta tutan ilahi bir emanettir.

Hz. Ömer’e atfedilen meşhur söz de bunu anlatır:

“Adalet mülkün temelidir.”

Buradaki “mülk” yalnızca saray ya da devlet değildir. Toplumun huzuru, insanların birbirine güveni, ticaretin bereketi, ailelerin huzuru ve milletin geleceği de adaletin üzerine kuruludur.

Bugün Türkiye’de yaşanan en büyük problemlerden biri, adaletin siyasi tartışmaların merkezine çekilerek taraflaştırılmasıdır. Oysa adalet bir partinin yanında durmaya başladığı anda, artık adalet olmaktan çıkar. Çünkü hukuk kişilere göre eğilip bükülmeye başladığında toplumun devlete olan bağı zayıflar.

Son dönemlerde yaşanan siyasi ve hukuki tartışmalarda da ne yazık ki bu atmosfer giderek büyüyor. Mahkemeler konuşulmuyor; taraflar konuşuluyor. Deliller konuşulmuyor; sloganlar konuşuluyor. İnsanlar hukuki süreçleri anlamaya çalışmak yerine kendi siyasi mahallelerini savunmaya yöneliyor.

Oysa Kur’an’ın emri çok açıktır:

“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu takvaya daha yakındır.”
(Mâide Suresi, 8. Ayet)

Bu ayet, yalnızca bireysel düşmanlıkları değil; siyasi öfkeyi de terbiye eden büyük bir ölçüdür. Çünkü sevdiğine körü körüne sahip çıkmak da, nefret ettiğine peşin hükümle saldırmak da hakikati örter.

Peygamber Efendimiz (sav) ise adaletin önemini şu hadisle anlatır:

“Bir gün adaletle hükmeden yönetici, altmış yıl nafile ibadetten hayırlıdır.”

Çünkü adalet yalnızca bir hukuki mesele değil; aynı zamanda ahlaki ve manevi bir sorumluluktur. Bir ülkede insanlar mahkemelerin adil olduğuna inanıyorsa, o toplum krizlerden daha kolay çıkar. Ama adaletin tamamen siyasi hesaplarla yönetildiğine dair kanaat yayılırsa, o zaman herkes birbirinden korkmaya başlar.

İşte en tehlikeli kırılma da budur.

Çünkü insanlar artık şunu düşünmeye başlar:

“Bugün onlar yargılanıyorsa yarın sıra bize gelir…”

Bu korku toplumun ortak ruhunu çürütür. İnsanlar devlete güvenmek yerine siyasi güçlere sığınmaya başlar. Halbuki devlet; kişilerin değil, hukukun devleti olmak zorundadır.

Türkiye gibi jeopolitik baskılar altında yaşayan bir ülkenin içeride güçlü kalabilmesinin en önemli şartı; milletin ortak hukuk duygusunu korumasıdır. İçeride birbirine güvenmeyen toplumlar, dışarıdan gelen her türlü manipülasyona açık hâle gelirler.

Bugün belki de yeniden hatırlamamız gereken şey şudur:

Adalet yalnızca hâkimlerin görevi değildir. Siyasetçinin dili, medyanın tavrı, toplumun yaklaşımı ve insanların vicdanı da adaletin parçasıdır.

Kurban Bayramı’na yaklaştığımız bu günlerde yeniden birbirimizi anlamaya, öfkemizi azaltmaya ve hukuka olan ortak saygıyı büyütmeye ihtiyacımız var.

Çünkü bir millet, tankıyla değil; vicdanıyla ayakta kalır.

Ve belki de o yaşlı adamın duası bugün hepimizin duası olmalıdır:

“Allah’ım, bu memlekete adalet nasip et. Çünkü adalet giderse, geriye sadece kalabalık kalır…”

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları