SAVAŞLARIN ARASINDA ESKİ BAYRAMLARI ARAMAK
SAVAŞLARIN ARASINDA ESKİ BAYRAMLARI ARAMAK

ÖNDER GÜZELARSLAN
info@aktuelgazete.com - 02126647132Eskimeyen insanlarımızın dillerinden düşüremediği bir cümle var “nerede o eski bayramlar.” Eskiye dair ne varsa yok artık. Tabiri caiz ise eskiler eskide kaldı. Hani bir söz var “eski eski de kaldı, yeni şeyler söylemeklazım." Aslında bu söz Hz. Mevlâna’ya ait “dün dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım” sözünden esinlenerek söylenen bir ifade. Yaşı kemale ermiş insanlar bir araya geldiğinde eski zamanları hatırlayarak eski zamanlardaki bayramları arıyorlar.
Bayramlar sevinç, mutluluk, kırgınlıkların geride bırakıldığı ve kardeşliğin zirveye çıktığı anlar. Paylaşmanın ve dayanışmanın arttığı zaman dilimleri olarak bizlere insanlığın ortak vicdanını hatırlatan anlar. Ancak ne yazık ki bütün insanlığa huzur ve barış getirmesinin temennisinde bulunulan bayramları uzun yıllardır coşku yerine buruk sevinçle kutlar olduk.
Şöyle eskiye gittiğimizde son 30-40 yıldır neredeyse bütün bayramlarda bir acı ve gözyaşı hâkim yeryüzünde. Yeryüzü semaları akan gözyaşlarıyla dolarak yağmur olup yeryüzüne inerek bütün insanlığı boğmak istiyor neredeyse. Bu bayramı da yanı başımızda Orta Doğu’da bir savaşın gölgesinde icra ettik.
Toplumsal hayatın en güçlü sembollerinden biri olanbayramlar, toplumsal dayanışmayı pekiştirdiği gibi, ortak değerlerimizle birbirimize daha yakın olmamızı sağlıyor.Ancak savaşların gölgesinde yaşanan bayramlar ne yazık ki insanlarda ne neşe ve huzur ne de birlik ve beraberlik ruhu bırakıyor. Günlerdir İran-İsrail ve ABD arasında yaşanan savaşta hangi tarafta olacağımız tartışıldı. Hala daha tartışmalar devam ediyor. Komşumuz İran’da bir yangın varken yangına körüklegitmek isteyen bir grup insan savaşın kan ve gözyaşından başka bir şey olmadığını kavrayamıyor mu acaba? Biz Müslümanlar olarak her daim zulme uğrayanın, haksızlığa uğrayanın yanında olmamız gerekirken, binlerce yıldır İslam coğrafyasında bitmeyen mezhep kavgaları ve ayrılığı körükleyen farklılıklar üzerinden İran’ı vurmaya devam ediyoruz. Bunun kimseye faydası yok. Bari elimizle, bedenimizle, gücümüzle bir katkı sunamıyorsak da kalbimizle, dilimizle iyi temennilerde demi bulunamıyoruz. Bayramın ve birlikteliğin ruhuna yakışan da bu değil mi?
Şu bir gerçek ki çatışma ortamında, kan ve gözyaşının akıtıldığı yerde bayramlar da neşeden ve coşkudan çok,yerini hüzne bırakıyor. Buruk sevince yol açıyor. Ateş elbette düştüğü yeri yakıyor. Sıcaklığıyla orada hüzün ve huzursuzluk oluşturuyor. Ancak alevinin uzandığı noktaya kadar da etkisini gösteriyor. Savaşan tarafların mezhebi, düşüncesi, dini ve ırkı ne olursa olsun acıyı peşinden sürüklüyor. Savaşın sevinilecek tarafı asla olmaz. Dünyada barışın ve kardeşliğin tesis edilmesineen büyük engeldir savaşlar.
Bayramlar ise barış ve kardeşlikle birlikte dayanışmayı da peşi sıra getiren en değerli anlardır. Özellikle Müslümanların ortak değeri olan Ramazan ve Kurban Bayramları sadece İslam coğrafyasının değil bütün insanlığın ortak değerlerini içinde barındırır. İnsan kalabilmeyi insanlığa tavsiye eder. Toplumsal bağları kuvvetlendirir, sevgiyi, saygıyı arttırmakla kalmaz barışıve dayanışmayı telkin eder insanlığa. Bu yönüyle bayramları bir fırsat bilip bütün dünya insanlığının huzur ve barışını sağlayacak adımlar atmalıyız. İçimizdeki düşmanlıklardan sıyrılıp, kırgınlıkları bir kenara bırakıpkardeş olabilmeyi yeğlemeliyiz.
Bu düşünceler içinde eski bayram günlerindeki dostlukları arıyor olmakla haklı sayılırlar eskiler. Ben de zaman zaman eski bayramlara giderim düşünce aleminde. Beni eskilere götüren ânı, bayrama başlangıç düdüğü çalan bayram namazları gelir. İstanbul’da geçirdiğim son yıllardaki bayram da genel de selatin camilerini tercih ediyordum. Birkaç yıldır da Başakşehir Merkez camisine gidiyorum bayram namazına. Buradaki atmosfer Kâbe’yi aratmıyor. Nasıl Kâbe de dünyanın dört bir yanından Müslümanlar tek yürek bir araya geliyorsa Başakşehir Merkez camisi de tıpkı böyle. Dünyanın çok farklı coğrafyalarından insanların yaşadığı Başakşehir’de bayram çok farklı başlıyor. Kaynaşmayı ve kardeşliği gösteren ulu bir ortam oluşuyor Başakşehir Merkez camisinde. Müslümanların kardeş olduğunu gösteriyor bütün dünyaya.
Burada karşılaştığım her milletten insanlabayramlaşmayı hiç ihmal etmem. Bu sene soğuk ve yağmura rağmen yine cami avlusuyla birlikte tıklım tıklımdı. Kadın, erkek, çoluk çocuk hava şartlarına aldırış etmeden bayram coşkusunu yaşamak için koşup gelmişlerdi Başakşehir Merkez camisine. Bayramnamazı sonrası bayramlaşma yapılırken aklıma Kâbe ve Moskova geldi. Kabe’yi anladık da Moskova ne alaka diyenleri duyar gibiyim. Üç yıla yakın kaldığım Moskova’da birkaç bayram geçirdim. Bu bayramlarda,bayram namazına genellikle Moskova’nın en eski ve en büyük camisi Bolshaya Tatarskaya Caddesi’nde yer alan ve Tatarlar tarafından yapılmış olan Prospekt Mira camisine giderdim. Burada da dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan Müslümanlar bir araya gelirdi, tıpkı Kâbe’deki gibi. 2002 de gittiğim Hacda da aynı Moskova’da yaşadıklarımın kat be katını yaşamıştım. Dünyanın dört bir köşesinden hac için Kabe’ye koşup gelenler ile çok güzel dostluklar kurmuş, muhabbetler etmiştim. Dolu dolu bir Kurban Bayramı ve Hac yaşayarak unutulmaz anlar geçirmiştim. İşte bu sebeple Başakşehir Merkez camisinde yaşadığım anlar bana hep bu hatırlarımı hatırlatıyor. Benim için sanki eski bayramlar gibi oluyordu.
Bayram namazı sonrası maalesef büyükşehirde olmamız hasebiyle bir iki küçük ziyaretle bayramı tamamlıyor, geri kalan vakti ya gezerek ya da evde geçiriyorum. Eski bayramlarda köylerimizde üç gün boyunca akraba ve eş dost ziyaretleri yapardık. Köy meydanında gençlerin kurduğu bayram yerinde coşkulu bayram havasını solurduk. İşte bu durum şimdi köylerde de kalmadı. İnsanların çoğu bayramları bir tatil fırsatı olarak bilip, tatil yapacakları yerlere gidiyor. Bayram sevinci artık kaynaşma ve muhabbet yerine cep telefonlarıyla arama ya da bir kısa bayram mesajlıgöndermeye kaldı. Bu da günümüzün hüzün verici bir gerçeği oldu.
Bir taraftan savaşlar, bir tarafta dijital hayat diğer tarafta dünya koşuşturmasından bunalmışlık bize nerede eski bayramlar dedirtmeye devam edecek gözüküyor.
Yazımı Taner Güner tarafından kaleme alınmış “Nerde O Eski Bayramlar” şiiriyle noktalıyorum.
Nerde o eski bayramlar, neşeli çocuklar
Çocukların ellerinde tabletler, telefonlar,
Sabah alarmını kurup uyuyan o insanlar,
Nerede Nerede.
Önce kalkar duş alırdık, sonra giyinir saç yapardık,
Ağzımızda şarkılarla, Barış abiyi hep anardık
Sonra büyüklere gider, ellerinden öperdik,
Topladığımız harçlıklarla, kuzenle yarışırdık.
Nerede Nerede.
Annemin ayranı Ramazan Bayramı,
Bir alemin sevinçle en hayırlı sabahı
Kapı kapı dolaşan çocukların heyecanı
Nerde o eski bayramların havası...

