islami sohbet bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat sohbet odaları
05 Nisan 2026 - Pazar

BİR FİLMDEN ÇOK DAHA FAZLASI “BÖLÜK FİLMİ”

2017 yılı yapımı, yönetmeni ve senaristi Aytaç Ağırlar olan, ibretlerle dolu, büyük dersler veren “Bölük” isimli film bende çok büyük etki bıraktı. Her düşünce insanını etkileyebilecek ve izleyen her sağduyulu insanı farklı bir dünyaya çekeceğini düşündü

Yazar - ÖNDER GÜZELARSLAN
Okuma Süresi: 7 dk.
ÖNDER GÜZELARSLAN

ÖNDER GÜZELARSLAN

info@aktuelgazete.com - 02126647132
Google News


 
19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkarak, zamanla da gelişme göstererek günümüze kadar gelen sinema, artık toplumların kültürel kodları üzerinde çok ciddi etkili olmaya başladı. İzleyicilerin düşünce tarzını, davranışlarını ve dünya görüşünü etkilemekle kalmayıp, duygusal dünyalarında değişim fırtınaları estirir.
Günümüzün en etkili sanat dallarından biri haline gelen sinema filmlerinde genel olarak toplumların sosyal, politik ve kültürel dinamikleri yansıtılmaya çalışılır. İlk filmler 1890'lı yıllarda Lumière Kardeşler tarafından çekilen kısa filmlerdir. Bu filmler, sinemanın doğuşunu müjdelemiştir. 1920'lere kadar devam eden bu filmler genellikle müzik eşliğinde gösterilirdi. Daha sonra 1927 yılında "The Jazz Singer" filmiyle sesli sinema dönemine adım atılmış oldu. Günümüzde dijital teknoloji ve özel efektler yardımıyla sinema dünyasında devrim meydana getirilmiş, izleyicilere daha konforlu ve görsel algılarını arttırıcı etkiler sunulmaya çalışılmaya başlanmıştır.
Sinema ve filmlere dair bu girizgahtan sonra geçen haftalarda izlediğim 2017 yılı yapımı, yönetmeni ve senaristi Aytaç Ağırlar olan, ibretlerle dolu, büyük dersler veren “Bölük” isimli film bende çok büyük etki bıraktı. Her düşünce insanını etkileyebilecek ve izleyen her sağduyulu insanı farklı bir dünyaya çekeceğini düşündüğüm Bölük filmi üzerine bir yazı kaleme almak istedim ve okuyacağınız bu yazı ortaya çıktı.
Hiç şüphesiz filmler, toplumsal meseleleri ele alarak izleyicilerin bu konular hakkında düşünmelerini ve farkındalık kazanmalarını sağlar.
Bölük filmi yolları bir kışla da kesişen bir bölük askerin dokunaklı hikayesini anlatıyor. 1996 yılında yaşanmış gerçek bir hikâyeden konusunu alan bu film, Türkiye gerçeklerini de ortaya koyuyor.
Filmde Türkiye’nin farkı farklı yerlerinden gelen ve farklı hikayeleri olan askerler bir bölükte bir araya geliyor. Askerliğin zorlu şartlarına alışmaya çalışan bu insanlar içinde yer alan biri var ki filmin ortalarını biraz geçince Türkiye gerçeklerini ortaya koyan bir sahne ile karşımıza çıkıyor. Filmdeki adı Mahmut. Sürekli bir vukuat işleyerek askerliğini yakıyor ve uzatıyor. Bir insan durup dururken neden askerliğini yaksın ve uzatsın. Ömrünü neden tel örgüler içinde asker ocağında geçirsin, bir sebebi olmalı mutlaka. Devreleri çoktan askerliğini bitirmiş ve sivil hayata dönmüşlerdi. O ise kendinden sonra nice insanı da asker ocağından terhis ettirmişti. Filmde birlikte askerlik yaptıkları ona son derece saygı duyuyorlar. Ama o içindeki yanan ateşi hiç kimseye belli etmiyor, ta ki terhis edileceği gün kışla kapısından asker arkadaşları tarafından uğurlanıncaya kadar. İşte tam o anda anlaşılıyor her şey, neden yıllardır askerliğini yaktığı gerçeği. Komutanları bile şaşkına çeviren ve büyük üzüntüye gark eden gerçeği tam terhis olacağı anda herkes anlıyor. Tam kışla kapısından sivil hayata adımını atacak iken kör kurşunların hedefi oluyor ve oracıkta ölüyor. İşte komutanlar ve asker arkadaşları ondan sonra öğreniyorlar gerçeği. Mahmut meğer kan davası sebebiyle asker ocağını terk etmek istemiyormuş.
Aralarında kan davası olan kişiler töre gereği asker ocağında birbirlerine dokunmuyorlar. Hesaplaşma askerlik bittikten sonra yapılıyormuş. Onun terhis olduğu günü öğrendiklerinde kan davasını bitirecek olan kişi onu kışla kapısında bekliyor ve oracıkta öldürüyor.
Bölük komutanı, kendisine asker Mahmut’un öldürülme sebebini söyleyen alt rütbedeki komutana, bir Türkiye gerçeği olan meseleyi filmin bu sahnesinde şu şekilde dile getiriyor.
“Çok güzel bir ülkemiz var. Bereketli topraklarımız, denizlerimiz, her dilden her dinden zengin kültürümüz var. Bütün dünya bize bakıp iç çekiyor. Koskoca iki kıtayı birleştiriyoruz da ailelerimizi barıştıramıyoruz. Aynı çeşmeden su içip aynı kahveden çay içenler birbirlerini vururken, biz vatanımızı dünyaya karşı korumaya çalışıyoruz. Ayakkabı fiyakalı ama çorap delik.”
Filmin son sahneleri de bir başka Türkiye gerçeğini ortaya koyuyor.
Jandarma Er Murat Akman bir operasyonda şehit oluyor. Ancak şehit olmadan önce bir mektup yazıyor. Öylesine dokunaklı mektup ki filmin son bölümünü defalarca izledim ve ağlamaya başladım. Mektupta ne mi anlatıyor? Onu ben söylemeyeyim, en iyisi siz filmi izleyin ve kendiniz duyun ve öğrenin ne yazdıklarını. Yazdığı her kelime ve her cümle insanın boğazında düğümleniyor. Türkiye sosyolojik gerçeklerini tek tek anlatmış mektubunda. Ama mektubun bir cümlesi var ki onu buradan belirtmeden geçemeyeceğim.
Şehit Jandarma Er Murat, doğduğunda annesi tarafından bir çöp bidonuna atılıyor. Orada onu bulanlar Çocuk Esirgeme Kurumu’na veriyorlar, orada büyüyor. Oradaki herkesi ailesi olarak biliyor ve tanıyor. On sekiz yaşına geldiğinde kanunen orada kalması mümkün değilken oranın müdiresi ona yer gösteriyor, bakıcı odalarında kalıyor. Çalışıp kazandığı bütün parasını büyüdüğü ve sahip çıkıldığı Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağışlıyor.
Sıkı durun şimdi mektubundaki can alıcı cümleyi aktarıyorum. Şehit Komanda Er Murat Akman şöyle diyor:
“Yetimhanede ve askerde en güzel şeyin ekmeği bölmek olduğunu öğrendik biz. Peki size neyi bölmeyi öğrettiler.”
Evet sahi bize, bu hayatta neyi bölmeyi öğrettiler, ya da öğretemediler. Toplum bir dokunulduğunda alev topu gibi parlıyor. Öfke saçıyor etrafına herkes. Herkes birbirinin ekmeğini elinden alma mücadelesi veriyor. Tarihten bugüne nehirlerin ve denizlerin birbirini ayırdığı toprak parçalarını birbirine bağlamak için köprüler yaptık, ama birbirimizin gönlüne giden köprüleri bir türlü yapamıyor, kuramıyoruz. Seksen altı milyon tek yürek olamıyoruz. İllaki ayrışacağız. Bizi birbirimize düşürmeye çalışanların ekmeğine yağ sürmeye devam mı edeceğiz. Ne zaman kardeş olduğumuzun farkına varacağız. Ne zaman tek yürek biz olacağız.
Filmlerin eğitim amaçlı olduğunu bölük filmiyle çok güzel anlıyoruz. Farklı kültürlerin ve toplulukların görünürlüğünü artırdığını yine bu filmle anlayabiliyoruz. İzleyen herkesin duygusal dünyasını etkileyen bölük filmi çok başarılı bir yapım olmuş. Yapımında emeği geçen herkesi ve özellikle de yapımcısı Aytaç Ağırlar’ı kutluyor ve tebrik ediyorum.
Hayatın gerçeklerine dokunan “Bölük” filmini izleyip ibret almanızı tavsiye ederim.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları