ASIRLIK ATA SPORU ÇEVGAN
ASIRLIK ATA SPORU ÇEVGAN

ÖNDER GÜZELARSLAN
info@aktuelgazete.com - 02126647132Orta Asya’da ve Türklerde at, atlı sporlar hayatın önemli bir parçasıydı. Atlı sporlar aslında sürekli savaş halinde olan eski Türklerin bir savaş idmanıydı. Cirit, gökbörü,okçuluk, atlı okçuluk, çevgan ve çöğen bu atlı sporların en önde gelenleridir. Geleneksel sporlar ve daha ziyade okçuluk ve atlı okçuluk üzerine çalışmalar yapan Kaymakam Fatih Genel’in kitabını okuduğumda ilgimi çeken çevganı sizlere de tanıtmak üzere bu yazıyı kaleme alıyorum.
Tarihi süreç içinde Pola adıyla İngilizler vasıtasıyla bütündünyaya yayılan çevgan, milattan öncesinde, Orta Asya ve Azerbaycan Türkleri tarafından at üzerinde oynanan bir binicilik oyunudur. Geniş bir alanda, iki takım halinde ayrılmış atlıların, ellerindeki ağaçtan sopalarla keçi derisinden yapılmış topu, karşı tarafın kalesine atmaları esasına dayanılarak oynanan bir oyundur. Kaşgarlı Mahmud Divanu Lügati’t Türk adlı eserinde bu oyuna yer vermiş ve orada bu oyunun aynı cirit gibi olduğunusöylemiştir. Oyunun amacının kişinin at üzerinde hareket kabiliyetlerini geliştirmek ve savaşa hazırlamaktır demek suretiyle önemini vurgulamaya çalışmıştır.
Sultanlar, emirler ve askerlerin her an savaşa hazırlıklı olabilmek için oynadıkları bu oyun asırlık bir ata sporumuzdur. Özellikle Selçuklu döneminde oldukça rağbet edilen çevgan, Osmanlı Devleti zamanında da oynanırdı. Günümüzde Azerbaycan da özellikle Nevruz kutlamalarında oynanan ve çok sevilen oyunlardan biridir. Sadece Orta Asya’da değil, batıya göçen Türkler tarafından da oynanmaya devam edilen çevgan, 2013 yılında Azerbaycan için 2017 yılında ise İran içinUNESCO somut olmayan kültürel miraslar listesine dahiledilmiştir.
İran, Bizans, Çin, Emevî, Abbasî, Karahanlı, Gazneli, Selçuklu, Harezmşah, Memluklu, Hindistan, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı gibi devletlerin bulunduğu coğrafyalarda oynan çevgan oyununda kullanılan topa "gûy", topu çelmeye yarayan sopaya veya ucu kıvrık değneğe de "çevgân" denir ki oyunun ismi de buradan geliyor. Araplarda ilk kez İslam öncesi Lahmîler devletinde görülen çevgan oyunu daha sonra Emevîler devrinde Birinci Yezid'in saray eğlenceleri arasına girmiştir.
Genel olarak çevgan oyununun oynanış şeklini şöyle izah edebiliriz. Dörder kişilik iki takımdan oluşan ve dört köşeli sahada oynanır. Sahanın büyüklüğüne göre oyuncu sayısı artabilir. Oyuncular, at üzerinde iki takım halinde ellerindeki çevgan ile sürdükleri guyu, karşı tarafın iki direk arasındaki kalesinden geçirmeye çalışırlar. Takımların galip gelebilmeleri için yedi kez topu kaleden geçirmeleri gerekiyor. Oyunda kullanılan "guy" ismi verilen top, 10-15 santimetre çapında olup söğüt veya akça ağaç budağından yapılır, ayrıca küçük bir çakıl taşının çevresine pirinç samanı sarılarak üzeri deri ile kaplanmış topların da kullanıldığı olurdu. Diğer oyun aracı olan ve "çevgan" isimli sopa ise yaklaşık olarak bir buçuk metre uzunluğunda olurdu.
Çevgan oyuncularına “çevgânbaz”, değnekle topa vurana “çevgânzen” denilir. At üzerinde oynanan bir oyun olan çevgan da en az oyuncular kadar önemli olan bir unsur da attır. Çevgan oyununda kullanılan atlar, bu oyun için özel olarak henüz tay iken özenle eğitilmeye başlanılır. Toprak alanda oynanan çevgan, Orta Asya Türklerinin çok büyük önem verdikleri değerli bir kültürdür. Selçuklular döneminde sultanların bile zevkle oynadıkları bu oyunda hükümdarın çevganını taşıyan ve saray hizmetlileri arasında yer alan “çevgandar” isimli resmi bir görevli dahi bulunurdu.
Türklerin eski çağlardan beri oynayageldikleri bu oyun o kadar yaygındır ki birçok edebi esere dahi konu olmuştur. Hz. Mevlâna Mesnevi'sinde, Nizami Hüsrev ile Şirin'inde bu oyundan bahsetmiştir. Ayrıca Dede Korkut hikâyelerinde de çevgandan sıkça bahsedilir. Osmanlı döneminde yaşayan meşhur seyyahımız Evliya Çelebi, Anadolu'yu gezdiği sırada Bitlis'te çevgan oyununu izlemiş ve yine meşhur eseri Seyahatnamesinde bu oyunun nasıl oynandığını abartılı tasvirlerle anlatmıştır. Selçukname de ise AlaeddinKeykubat’ın Akdeniz sahillerinde ordusuna çevganla idman yaptırdığı anlatılır.
Çevgan sporuna tasavvufi anlamlar katan mutasavvıflar, erenler, şairler de olmuştur. Guy-u Çeygan başlıklı risaleler yazılmış ve aynı zaman da aşkın sembolü olmuştur.
Bir Orta Asya spor oyunu olan çevgan tasavvuf dilinde,Guy yani top insanı temsil ederken, çevgan yani ucu eğri değnek kaza ve kaderi temsil eder. İnsan, kaza ve kaderin cilvesiyle, bela ve musibetlerin şiddetiyle olgunlaşan bir canlıdır. Yazımı sevgi dilini en güzel şekilde kullanan Yunus Emre’nin yüzyıllar öncesindesöylediği ifadelerle noktalıyorum.
“Erenler meydanında yuvarlanır top idim.
Padişah çevgan’ında kaldım ise ne oldu
.


