TÜRK DENİZCİLİK TARİHİNİN EFSANEVİ FİGÜRLERİNDEN ULUÇ ALİ REİS
TÜRK DENİZCİLİK TARİHİNİN EFSANEVİ FİGÜRLERİNDEN ULUÇ ALİ REİS

ÖNDER GÜZELARSLAN
info@aktuelgazete.com - 02126647132Türk edebiyatının deniz tutkusuyla tanınan ve bilinenönemli yazar ve düşünürlerinden birisidir Halikarnas Balıkçısı. Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı olan Halikarnas Balıkçısı Bodrum'a duyduğu derin sevgiyle daha çok tanınır. Edebiyatımızın güçlü ismi bu yazarın kaleme aldığı bir eseri var. Çoğu eserinde olduğu gibi Ege'nin, Akdeniz’in mitolojik geçmişini, deniz hayatını ve deniz kahramanlarını anlatan edebiyatımızın güçlüyazarının kaleme aldığı bir eseri var adı “Uluç Reis." Buromanında, Türk denizcilik tarihinin efsanevi figürlerinden daha çok Kılıç Ali Paşa ismiyle bildiğimiz Osmanlı Devleti’nde Kaptan’ı Deryalığa kadar çıkan Uluç Ali Reis’in hayatını konu edinmiş.
Tarihi gerçeklerle kurguyu harmanlayarak, harika bir anlatımla bizlere tanıttığı Uluç Ali Reisi tanımaya hazır mıyız?
Kitapta anlatılan hayat hikâyesiyle tarihçilerin aktardığıhayat hikâyesi arasında bazı farklılıklar vardır. Kitaba göre Türk bir anne ve babadan doğduğu söylenirken, bazılarına göre İtalyan asıllıdır. 1500 yılında İtalya’nın Kalabriya köyünde, bir balıkçının oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Uluç lakabıyla anılan Kılıç Ali Paşa’nın Müslüman olmadan önceki ismi Giovanni Dionigi Galeni"dir. İsmi İtalyan kaynaklarında Occhiali’dır.
Rivayetlere göre papaz olmak üzere Napoli’ye giderken Berberi korsanlarından Ali Ahmet Reis tarafından esir edilir. Ondan sonra hayatı deniz içinde geçer. Uzun bir süre kadırgalarda forsalık yapar.
Esir düştükten sonra İslamiyet’i kabul edip Müslüman olur ve özgürlüğüne kavuşur. Denizler de Uluç lakabının yanında Ali ismini almasıyla artık Uluç Ali olarakanılmaya başlanır. Bir süre korsanlık yaptıktan sonra 1548 yılında Trablusgarp fatihi olarak bilinen Türk denizci daha sonra da Osmanlı Devleti’nde donanma amiralliği yapan Turgut Reis’in maiyetine girmiştir. Mehdiye savunmasında ve Cerbe akınlarında çok başarılı hizmetlerde bulunmuş ve Turgut Reis ile birlikte Trablusgarp seferine katılmıştır. Trablusgarp seferindegösterdiği başarı ile göz dolduran Uluç Ali daha sonra Napoli ile Sicilya harekâtlarına da katılmıştır. Turgut Reis ile İstanbul’a geldikten sonra da Akdeniz’e açılan donanmalarda yer alarak başta Malta Kuşatması olmak üzere birçok seferde görev almıştır.
1567 yılında İspanya’da Mağribiler ile İspanyollararasında çıkan çatışmalarda Mağribilere destek verenUluç Ali Cezayir, Tunus bölgesindeki Endülüs Müslümanlarına yardımcı olmuştur. Hatta İspanya'nın korumasındaki Sultan Mula Hamid'in hükümdar olduğu Tunus'u İspanyolların elinden almayı başarmıştır. Mula Hamid İspanyol garnizonun elindeki La Goulette kalesine sığınmış ve 1571 yılında meydana gelen bu olay İspanya'nın Osmanlılara karşı savaş ilan etmesinin sebeplerinden biridir.
Uluç Ali 1570 Temmuz'unda 19 filosuyla Kıbrıs’a çıkarma yapan Osmanlı donanmasına takviye de bulunarakKıbrıs'ın fethinde de büyük yararlılıklar göstermiştir. Kıbrıs’ın fethinden sonra Pertev Paşa ve Ali Paşa ilebirlikte Rodos’a geçip ve Girit sahillerini vurmaya başladılar. Osmanlılara karşı hazırlanan Haçlı ordusu 7 Ekim 1571 günü İnebahtı körfezinde karşılaştılar. Savaş öncesi toplanan savaş meclisinde Uluç Ali savaşın açık denizde yapılmasını savunmasına rağmen dönemin Kaptan-ı Derya’sı Ali Paşa bunu kabul etmedi. İnebahtı körfezinde yapılan savaşta Uluç Ali Paşa sol kanadıkomuta etti. Bir gün süren savaş maalesef Osmanlı donanmasının yenilgisiyle son buldu. Savaş sırasında Uluç Ali düşmanın sol kanadını bozup Malta şövalyelerinin kaptan gemisini ele geçirmiştir. Savaşın ardından yarısı kendi filosu, diğer yarısı ise dönüş yolunda doğu Akdeniz limanlarından topladığı Osmanlı kadırgalarından oluşan 80 civarındaki gemiylebirlikte İstanbul'a döndü.
O dönem de tahtta padişah olan İkinci Selim onu Kaptan-ı Deryalığa getirdi ve kendisine Kılıç lakabını verdi. Bundan sonra da Uluç olan lakabı Kılıç olarak değişti ve Kılıç Ali Paşa olarak anılmaya başlandı. Ve bu isimle şöhret buldu. İnebahtı savaşında hemen hemen yok olma noktasına gelen Osmanlı donanmasını yeniden kurma faaliyetlerine başladı. Padişahın emirleri, Sokullu Mehmed ve Piyale paşaların da gayretli yardımlarıyla bir sene içinde 158 gemi inşa ederek donanamaya kazandırdı. ldi. Haziran 1572’de donanma ile İstanbul’dan ayrıldı. Bu seferde düşman donanması kaçtığından ufak çarpışmalar sonunda İstanbul’a döndü.
Kılıç Ali Paşa 1575 Mayıs’ında donanmanın başında Tunus seferine çıktı. Mora’nın güneyindeki Navarin’e, oradan da Messina’ya geldi. Sicilya kıyılarını bombardıman ettikten sonra Temmuz’da Tunus’a vardı. Tunus’un en müstahkem kalesi olan Galetta 33 günlük şiddetli bir muhasaradan sonra üçüncü defa fethedilerek Kılıç Ali Paşa tarafından yıktırıldı. Bundan böyle İspanyolların Tunus şehrine gelip tutunmaları zorlaştı hatta imkânsız hale geldi. Bu sefer sonunda Akdeniztamamen Osmanlı hakimiyeti altına girmiş oldu.
“Koca kaptan” olarak da anılan Kılıç Ali Paşa İstanbul Tersanesi’nin genişletilmesinde, donanma gemilerinin daha büyük ve gösterişli yapılmasında rol oynamıştır. Padişah İkinci Selim’in vefatı sonrasında tahta geçen Üçüncü Murad adına tersanede kendi modeliyle büyük bir baştardanın inşasına teşebbüs ederek onun iltifatına mazhar olmuştur. Şehzade Mehmed için düzenlenen sünnet merasimi için binlerce forsanın yapımında çalıştığı tahtadan yapılmış temsili bir dağ getirtmiş, töreni seyretmek maksadıyla yaptırdığı muallimhane tarzındaki evi de daha sonra çocukların eğitimi için vakfetmiştir.
25 Haziran 1587 günü vefat eden Kılıç Ali Paşa Mimar Sinan'a yaptırdığı Tophane’deki Kılıç Ali Paşa Camisi'ne defnedilmiştir.
Yazımı yaptırttığı caminin bir hikayesi ile noktalıyorum.
Mimarisiyle dikkat çeken Kılıç Ali Paşa Camisi’nin yapım hikayesi de çok ilginçtir. Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa cami yaptırmak için padişah üçüncü Murad’dan bir yer ister. Padişah üçüncü Murad ona “Sen ki denizlerin serdarısın, sana cami için yer yok. Camiyi denizin üzerine yap” der. Kılıç Ali Paşa’da bunun üzerine bugünkü camiyi denizi doldurtarak yaptırtmıştır. Bu cami ile ilgili bir başka rivayette şöyledir. Don Kişot romanının yazarı meşhur İspanyol yazar Cervantes İstanbul'da köle olarak bulunduğu sıralarda bu caminin inşaatında çalışmış olduğu anlatılır.


