islami sohbet bizim mekan taraftarium24 taraftarium24 dini chat sohbet odaları
02 Mart 2026 - Pazartesi

BAB-I SELAM (SELAMET KAPISI)

BAB-I SELAM (SELAMET KAPISI)

Yazar - ÖNDER GÜZELARSLAN
Okuma Süresi: 13 dk.
ÖNDER GÜZELARSLAN

ÖNDER GÜZELARSLAN

info@aktuelgazete.com - 02126647132
Google News

Kapı denilince aklımıza güvenlik, emniyet ve özgürlük gelir. Kendini emniyette ve huzur da hissetmek. "Hitta kapısı" anlamına da gelen selamet kapısı, insanlar arasında diyalog ve muhabbete açılan en güzel ve en geniş kapı olarak tanımlanır. Bu kapıdan içeri giren emin ve selamette olur. Huzur da hisseder kendisini. Allah'ın selayla girilen bu kapı gönüllere açılan kapıdır. Ruhları diri tutan ve ferahlık veren. Selamet kapısından içeri girenlere selam olsun denilir. Kişiyi Allah’a ulaştırır selamet kapısı. 

Gül bahçesi, gönül bahçesidir selamet kapısı. Kuruyan dudakları nemlendiren, susayan bedenlerin susuzluğunu gideren, ferahlatan ve yüreklere esenlik veren yerdir selamet kapısı. Gönül kapısı da diyebileceğimiz bu kapıdan içeri giren pişman olmaz. Dertleri dermansız, kalpleri sevgisiz kalmazYeter ki o gönül kapısı çalınsın ve açıldığında da içeri girilebilsin. 

Diyalog ve muhabbete giden yolun kapısıdır selamet kapısı. Bir kuru selamla bile açılabilen bu kapının anahtarı yine insanın kendisidir. Yeter ki insan bu kapıyı zorlasın. Açılabilmesi için üzerine düşeni yapsın. Selamet kapısı açılmak için samimiyet bekler, zahmete katlanmak ister. Rahmet, bazen zahmetsiz gelmez. Zahmete katlanacaksın ki rahmeti ve bereketi bulabilesin. 

Tabduk Emrenin kapısında rahmet arayan Yunus Emre içinde bu böyleydi. Hacı Bektaş-ı Velinin emaneti olarak Tabduk Emreye gönderilen Yunus için bekleyen selamet kapısı onu hangi alemlere taşıdığını onun hayatını okudukça anlayabiliyoruz. Tabduk Emrenin gönül bahçesine girebilmek ve oradan feyiz ve bereket alabilmek için iki büklüm kapıya dayandı Yunus. Biçare Yunusu bekleyen bir sürü imtihan vardı. Kolay değildi selamet kapısında selamet bulup içeriye dalarak orada yanıp pişip olgunlaşmak. Ama her şeyin öncesinde kapıyı zorlayıp tıklatmak gerekiyordu. Yunus da bunu yaptıGeldim dedi. Bu kapı eşiğinde size hizmete geldim. Yanıp pişip olgunlaşmaya geldim dedi hocası Tabduk Emreye. Hiçbir hoca kapıyı kapatmamıştı talebelerine. Sadece talebelerine mi? Elbette hayır. Gönül ışığı ne kadar çok insanı aydınlatırsa onlar için o kadar bereket ve feyiz demekti. O sebeptendir ki kapıları her daim çalana, tıklatana açıktı. Yeter ki insan selamet kapısına dayansın, ben geldim diyebilsin. Ondan sonrası oradaki hocanın işiydi. Geleni yakmak ve pişirmek. Gönüllere mesrurluk ve ferahlık vermek.

Selamet kapısını emniyet ve özgürlük kapısı diyeifade etmiştik. Allah Resulü Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i şerifinde: “Müslüman, Müslümanların onun dilinden ve elinden emin olduğu kimsedir.” diye buyuruyor. Yani eminlik vasfı olmayanın Müslüman olamayacağına işaret ediyor. Emin bir kimse olmadan Müslümanlık kisvesine bürünemez bir kimse. Önce herkesin kendisine güvenebileceği bir kimse olacak Müslüman kimse. Müslümanın gönül evi de selamete giden yoldur. O gönül evi ki ateşi bir harladığında, sadece kendisini tutuşturmayacak, çevresindeki herkesi tutuşturacaktır.

Yine Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in selamet kapısına dair şöyle bir buyruğu vardır. "Ehl-i Beytimin(Hz. Ali) sizin aranızdaki misali, İsrailoğulları'nın Hitta Kapısı/Selamet Kapısı gibidir. Kim o kapıdan girerse Allah onu bağışlar." 

Buradan yola çıkarak selamet kapısı Allahın sevgili kullarının yolu, nizamıdır diyebiliriz. O yola baş koyan herkes huzura kavuşacağı gibi Rabbimizin af ve mağfiretine mazhar olur. 

Kapının açılması kişinin kendi elindedir. Hangi kapıolursa olsun zorlamak ile açılmaz. Kapılar gülle ile değil gül ile açılırBakınız bu konuyla ilgili Hz. Mevlâna ne güzel söylemiş Gönül han değil, dergahtır. Paldır küldür girip çıkılmaz, günahtır. Oraya edeple, düsturla girmek lazım. Saygıyla, muhabbetle ve aşkla girmek lazım. Unutmamak gerekir insan ne kadar yükselirse yükselsin gireceği kapıda alçak gönüllüğü bir kenara bırakmamalı. Daim hilm sahibi olmalı.

Kapıların anahtarı duadır. Duanın açamayacağı kapı asla yoktur. Dua da ise samimiyet gerekir. Huşu içinde yakarış ve acziyetini ortaya koyma gerekir. Yalvarmak bir hiç olduğunu bilerek yalvarmak. Kime, elbette Rabbimize. Zira bize bütün kapıları açacak olaOdur.Onun azametiyle ve kudretiyle biz kapının eşiğinde bekleriz. Sabır gerektir kapının açılması için. Bazen bir yakarışla açılır bazen ise birden fazla yakarış gerekir. Naz evi gibi olur bazen Rabbimizin huzuru. Kulunun yakarışı onu hoşnut eder. Hatasını, cürmünü gördü, beni Rab olarak görerek kendini bana sundu. Affını diledi. Değil mi ki Allah her daim tövbe kapısını açık bırakmıştı. Kulu tövbe edecekti ki, O da icabet edecek. Açacak bütün kapıları. Kırılacak zincirler, huzura ve selamete yol bulacaktı yollar.

Unutulmaması gereken en önemli şeylerden biri deduanın kalpten samimice yapılıyor olması. Çünkü dua kul ile Allah arasındaki irtibat yolu. Kulun manevi gıdasının karşılandığı bir serum adeta dua. RabbimizFurkan Süresi yetmiş yedinci ayetinde De ki: Sizin duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin!buyurarak duanın ehemmiyetine işaret ediyor. Duada da aranan şey samimiyettir. Samimiyet duygusu aslında anahtarların dişlileri arasındaki bir çarktır. Anahtarı her çevirişimizde bir dişli oynar. İşte samimiyette gönüllere ulaşmanın yolunda gerekli bir olgudur. Samimiyet sevginin dozajını da arttırır. Kalplerin yakınlaşmasını sağlar. 

Samimiyet dostluğu, kardeşliği ziyadeleştirir. Kırılan gönülleri, kalpleri tamir eder. Samimiyet güven verir, eminlik verir. En önemlisi de bütün kapıları saf bir duygu ile açar.

Rahmet ayı Ramazan ayının içindeyiz. Bütün kapıların sonuna kadar açıldığı bu rahmet ayında merhamete ve vuslata ulaşmak için samimi olarak vazifemizi dosdoğru yapmalıyız ki kurtuluşa erebilelim. Gönül kapılarından içeri girip gönülleri kazanalım. Kalpleri yumuşatalım,birbirine bağlayalım. En sonunda da Allahın rızasını kazanabilelim. 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları