islami sohbet dini chat sohbet odaları
12 Ocak 2026 - Pazartesi

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI MARKA TAKINTISI VE KENDİMİZ OLAMAMA

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI MARKA TAKINTISI VE KENDİMİZ OLAMAMA

Yazar - ÖNDER GÜZELARSLAN
Okuma Süresi: 7 dk.
ÖNDER GÜZELARSLAN

ÖNDER GÜZELARSLAN

info@aktuelgazete.com - 02126647132
Google News

Günümüz dünyasında insanların çoğunun farkında bile olmadığı önemli bir hastalık var. Kendin olamama ve marka takıntısı. Bunu kimlik bunalımı olarak da açıklayabiliriz. Toplum içinde yer edinme ölçüleri, ahlak, liyakat, iş tutuş ve doğruluk gibi kavramlar olmayınca birçok kimse kendisine bir yer bulmak için ya başkası olmayı tercih ediyor ya da imkânı elvermese de markalı ürünleri kullanarak bir statü elde etme arayışı içine giriyor.   

İnsanlar lüks ve pahalı ürünleri kullanmakla başkaları nezdindeki değersizliklerini örtmeye çalışıyorlar aslında bir bakıma. Toplumun değer yargıları da giyim kuşam üzerinden kurgulandığı için, içi boş olsa da marka giyimler sonucunda dış görünüş ile saygınlık kazanıyor birçok kimse. Böylece insanı insan yapan değer yargıları çöpe atılıyor ve yerini markalar almış oluyor. 

İnsan, kimlik arayışını giydiği ve kullandığı lüks markalar üzerinden oluşturunca içindeki boşluğu doldurduğunu zannediyor. Farkında değilüzerindeki etiketler büyüdükçe, içindeki boşluk dolmuyor, aksine daha da derinleşiyor. Şunu asla unutmamamız gerekir ki insanı yücelten, sahip oldukları değil; taşıdığı bilinç ve değerdir. Markalar insana geçici bir değer veriyor olabilir ama asıl değer bilinç ve insanın ruh dünyasında taşıdığı erdemliliktir. 

Her ne kadar pahalı ve lüks markalı ürünler, üzerinde taşıyan kişileri anlık olarak değerli gösterse de bu durum geçici bir hevesten öteye gitmeyen bir durumdur. Zira bu durum kişi de oluşan eziklik ve değersizlik duygusunu örtme çabasıdır. Hatta maddi durumu çok çok iyi olan insanlar, lüks ve pahalı şeyleri üzerinde göstererek bu durumu bir güç göstergesi gibi ortaya koymaya çalışsa da sonuçta, bu da kişilerin içten içe yaşadığı değersizlik duygularını adeta bir kalkan gibi örtmeye çalıştığının ifadesidir. Zira insana verilen değer eşya üzerinden kurgulandığında bir gün eşya yok olunca değerli gibi görünen insan değersizleşmeye başlar.

Unutulmamalıdır ki tükenen şey eşyadır; insanı tüketen ise başkalarına görünme çabasıdır. Yani kendisi olamamadır. Ama insanın unuttuğu bir şey var görünmek değil, var olmak her zaman daha iyidir ve insanı insan yapan unsurda budur. 

Edibe Togac “İnsanların istediği gibi yaşayarak kendiniz olamazsınız! Bugün sizin istemediğiniz gibi yaşadığım için kendimim” der. İnsanın kendisi olması gerektiğinin altını çizer.   

Hayattaki gerçek zenginlik, logosu olmayan ve lüks olmayan şeylerde saklıdır. Huzur, sevgi, değer, karakterve iç ses lüks olmayan şeylerin içinde yer alır. İnsan kendisi olabildiğinde kendi özünde kendi markasını taşır.

Çok büyük anlam ifade eden bir söz de şöyle denilir. “İnsan boy aynasında değil, bir başkasının iç dünyasında güzel durmalı, durabilmeli.” Yine bir başka ifade de “Karakterli insan, gösterişi sevmez. Karakteri zengin olan insanın, tercihi sadeliktir.

İnsanlar kimliklerini tanımlamak ve kendilerinin diğerlerinden farklı olduğunu ortaya koymak için markalar yerine sadeliği tercih eder ve bununla birlikte de güçlü doğru karakterlerini gün yüzüne çıkararak hareket ederlerse işte o zaman toplum içinde kalıcı, gerçek yerlerini bulmuş olurlar. Markaların geçici hevesle, tanınma, kabul görme ve beğenilme arzusu kattığını unutmamak gerekir. Markalar beğenilme arzusunu tetiklemekle birlikte insan da bir ezikliğe de sebebiyet verir. İmkanlar el vermediği halde marka takıntısı içinde olmak sosyal bir travmanın kapısını da aralar. 

İnsan lüks markaları satın alarak parayı boşa harcamak yerine, şahsi değerlerinin gelişimine odaklanması gerekir. İşte o zaman kendine kattığı her değerin bir gün üzerinde taşıdığı lüks eşyalardan daha değerli ve pahalı olduğunu anlar. 

İnsanın hayat felsefesi “İnsanların ne dediği umurumda değil, bu hayatı onlar için yaşamıyorum” şeklinde olmalıdır. Pahalıu felsefeyi benimseyebilirsek işte o zaman pahalı, lüks markalar için hayatımızı heder etmeye gerek kalmaz. Eşyaların hayatımıza yön vermesine izin vermemiş oluruz. 

Markaların esiri olarak etrafında kaç insan olduğuna bakma! Asıl yüreğine bak orada kaç kişi var. Kendine değer ver ki, yüreğin olgunlaşsın. İnsan bedeniyle değil ruhuyla insandır. Unutmayalım ki; “Dış görünüş sadece basit insanları etkiler. Özel insanlar iç güzelliği görür.”  

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları